Sarılmanın büyüsü…

İletişimin anahtarı gibi görünen kelimeler, aslında ne kadar boş, ne kadar yetersiz ve hatta zaman zaman ne kadar da uzak gerçek anlamından… Kendimizi anlatmak için, sürekli konuşup durmaktan, birbirinden süslü cümleler kurup, en çarpıcı sözcükleri bulmakta ustalaşıyoruz her birimiz…

Anlaşılma kaygısı, kalbimize batmış bir kıymık gibi, hep acıtıyor. Ne çıkarıp atmaya yetiyor gücümüz o kıymığı ne de merhem olup sarmaya…

Ortalıkta uçuşuyor binlerce sözcük… Gelip duvarlarıma çarpıyorlar…
Zihninden geçen sözcük değildi ağzından çıkan ve bana ulaşan sözcük değildi, anlam yüklediğim… Evrildi, saniyeler içerisinde bambaşka anlamlara büründü tek bir kelime...

“Hayvanlar koklaşa koklaşa, insanlar konuşa konuşa anlaşır” demiş atalarımız, çoğu zaman haklı olsalar da, bu kez yanılmışlar bence… İnsanlar da konuşarak anlaşamıyorlar…

Gözlerdir belki, anlamanın ve anlaşılmanın anahtarı… Ruhumuzun yansımaları ne de olsa, gözbebeklerimizde parıldayan o ışık, belki sürebiliriz ruhlarımızın izlerini, anlayabiliriz o zaman, diyorum… Aklıma, buz gibi bakışlar geliyor, uzak, yabancı, perdelenmiş bakışlar… İçim üşüyor…

Belki de sarılmaktır anlamanın da anlaşılmanın da en dolaysız yolu… Sarıldığınız insana verdiğiniz, ondan da size doğru akan güzel ve sıcacık bir enerji… Burnunuzu gömersiniz boynuna ve çekersiniz kokusunu içinize… Ne geçmiş kalır ne gelecek… Tam o anda, yumuşar yüreğiniz, duvarlarınız incelir, zihniniz berraklaşır… Söylenmeyenleri duymaya, bilinmeyenleri anlamaya başlarsınız… İyi-kötü, güzel-çirkin, doğru-yanlış, haklı-haksız… Eriyip, iç içe geçer tüm kelimeler, tanımlamalar… Kalbinin atışları, kalbinizin atışlarına karışır… An gelir, hangisinin sizin olduğunu ayırd edemez hale gelirsiniz… Dokunmak iyileştirir, güzelleştirir…

Sarıldığınız insan huzursuz ediyorsa sizi, dünyanın en güzel, en etkileyici kelimelerini de bulsa, o kelimelerden size dünyanın en muhteşem sarayını da kursa, boştur… Kısa zamanda, sefil hale düşer o alengirli sözcükler; yıldızı söner, yoksullaşır…

Bence daha az konuşup, daha çok sarılmalı insanlar…

Ama öyle güzel sarılmalı ki, sevdiğini saran kolları değil, ruhu olmalı…

Ne süslü kelimeler, ne uzun uzun dert anlatmalar…

Ruhumuzun, o büyük ve derin yalnızlığını, yarım kalmışlığını, kimsesizliğini ancak o büyülü sarılmalar sarabilir…

Ancak o zaman dillenir yüreğimiz; sözcüklere sığmayanları duymaya, sözcüklere sığdıramadıklarımızı anlatmaya başlarız sessiz çığlıklarla...


Yorumlar

  1. yazının içinde durumun sırrı da var bence. "duvarlarına çarpmak"...

    mesafe değil belirleyici olan. sarılma mesafesine yaklaştıracak olan şey önce diğerleri. duvarlarından sızanlara sarılır insan. bir sese, bir bakışa, bir sus'a bürünüp, duvarın öte yanına varabilen sarılır.

    o duvarın tek işi, içinde anlam yüklü olmayan sözleri bakışları, anlam yüklü olanlardan ayırmak değil midir zaten.

    YanıtlaSil
  2. "Duvarın öte yanına varabilene sarılır" insan...:) Ne güzel bir tanımlama olmuş ve de özü çok iyi anlatmış... Teşekkürler...

    YanıtlaSil
  3. Boğazın düğümlenip kelimeler ağzından çıkmadığı zaman en güzel şey sarılmak. Hepsini tek seferde anlatırsın böylece...

    YanıtlaSil
  4. bahar006:

    Kelimelerin yetersiz/anlamsız kaldığı yerde, sahip olduğumuz en değerli güce, sezgilerimize yaslarız yüreğimizi... Ne güzeldir sahiden, tüm gürültülerden arındırıp kendimizi, sevdiğimize doyasıya sarılmak...

    YanıtlaSil
  5. Kesinlikle sarılmanın büyüsü... Kelimeler de, seslenişlerde güzeldir ama bu kadar tüketilmelseler.

    İnsan bir bütündür; ruhu ve bedenyle. İnsan bir bütündür; sesi, nefesi, içtenliği ve bakışıyla... Bu çalışmada bu güzel bütünlüğü de gördüm.

    Teşekkür ediyorum.

    YanıtlaSil
  6. Duygu ve düşüncelerimi karşı tarafa aktarabilmiş olmam ne güzel... Teşekkürler...

    YanıtlaSil
  7. ya sahiden de, konularımız benzeşiyor.

    gözler en önemlisi.
    ve gülümseme.
    sarılmak enfes kime sarılacağına bağlı.
    dokunmak gibi var mı.
    :)

    hermann hesse de en sevdiğim yazardır. hatta hayatımı değiştiren kişi o.
    :)

    YanıtlaSil
  8. :)
    Herman Hesse'yi ben de çok severim. Damien ve Siddartha, defalarca okuduğum ve her seferinde büyülendiğim kitapları... Ve ne tuhaf, hayatımı değiştirmedi belki ama hayata bakışımı kesinlikle değiştirdi...

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Gerçeğe Çağrı! İyi bir aksiyon filmi...

Harika bir aksiyon filmi...

Çünkü sana değdiğinden beri ellerim, bütün kış dallarımda tomurcuklar var...