Kayıtlar

Ağustos, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Karıştım hayata...

Resim
Ruhum, serseri bir gezgin gibi, salsalar da dolansam diyor özgürce etrafta… Normlardan, kalıplardan, ezberlerden sıyrılsam da, dilediğimce yaşasam… Öyle sıradan ki hayat, şu zincirleri bir kırabilsem; karışsam hayatın özüne, kaybolsam derinliklerinde…

Döndüm baktım da geçmişime, pişmanlıklarımın hiçbiri yaşadıklarım için değilmiş meğer… Özlemle andığım ne varsa, içimde gizlenmiş yaşanmamışlıklara dairmiş, öğrendim… Sınır dediğim yerde bitmiyormuş meğer hayat, sınırdan sonrası yeni bir dünyaymış, keşfedilmek için bana seslenip duran…

Sonunda asi yanım galip çıktı savaştan; çözdüm beni bağlayan halatın düğümünü, yeni bir hayata yelken açtım…

Karıştım denizin sularına, dalga oldum, balık oldum, gezindim derinliklerde, su oldum…

Derken uzattım başımı dışarıya, rüzgarı duydum, takıldım peşine, ben de rüzgar oldum… Önce estim usulca, okşadım sahilleri, ağaçlarla dans ettim, yaprakların kulaklarına sevda masalları fısıldadım…

Sonra fırtına oldum, şiddetimden eğdi başını ağaçlar, çaresizce…

Siz hangisisiniz?

Resim
Bir zamanlar, her şeyden sürekli şikayet eden, her gün hayatının ne kadar berbat olduğundan yakınan bir kız vardı. Hayat, ona göre çok kötüydü ve sürekli savaşmaktan, mücadele etmekten yorulmuştu. Bir problemi çözer çözmez bir yenisi çıkıyordu karşısına. Genç kızın yakınmaları karşısında, mesleği aşçılık olan babası ona bir hayat dersi vermeye niyetlendi.

Bir gün onu mutfağa götürdü. “Üç ayrı cezveyi suyla doldurdu ve ateşin üzerine koydu. Cezvelerdeki sular kaynamaya başlayınca, bir cezveye patates, diğerine bir yumurta, sonuncusuna da kahve çekirdeklerini koydu. Daha sonra kızına tek kelime etmeden beklemeye başladı. Kızı hiçbir şey anlamadığı bu faaliyeti seyrediyor ve sonunda karşılaşacağı şeyi merakla bekliyordu. O kadar sabırsızdı ki sızlanmaya ve daha ne kadar bekleyeceklerini sormaya başladı. Babası, onun bu ısrarlı sorularına cevap vermedi. Yirmi dakika sonra adam, cezvelerin altındaki ateşi kapattı. Birinci cezveden patatesi çıkardı ve bir tabağa koydu. İkincisinden yumurtayı…

Seninki kaç santim?

Resim
Greenpeace’in uzun zamandır devam eden “Seninki kaç santim?” isimli kampanyasında ikinci süreç başladı. Toplanan imzalar Bakan’ın karar alması için yeterli gelmeyince, kampanyanın ikinci aşamasında dikkat çekici bir eyleme başvuruluyor. Bu kadar imza toplanmasına, mektuplar gönderilmesine ve telefonla aranmasına rağmen bir sonuç alamadığımıza göre, Bakan’ın kalemi yok herhalde esprisiyle hareket eden eylem, “Bakan’a Kalem Gönder” sloganıyla halka sesleniyor. Ben gönderdim kalemi, sıra sizde…:)

İşte, konuyla ilgili basın bülteni;


Bakana kalem gerek...
Greenpeace Akdeniz, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker’in yavru balıkları kurtaracak imzayı atabilmesi için herkesi, Bakan’a kalem göndermeye davet ediyor.

Greenpeace, Ankara’nın ve İstanbul’un çeşitli semtlerinde, sokakları “Bakan’a Kalem Gönder” yazılı billboard’lar ile donattı. Eylemin amacı, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker’e su ürünleri sirkülerini yeniden düzenleyecek imzayı attırmak. Sirkülerde avlanma boyların…

ahmaklığın devrik hali...

Resim
David Foenkinos'un kitabının adı bu: "ahmaklığın devrik hali"... Hızlıca okuyup bitirdim... Akıcı, sürükleyici, bazen güldüren, sıkça düşündüren güzel bir roman... Güçlü bir hayal gücü ve çok iyi betimlemeleri var... Depresyonu öyle güzel tanımlamış ki, şaştım doğrusu... Ve de tabi, aşkın insanın gözünü nasıl kör edip ahmağa çevirdiğini... Okunası bir kitap:)

"Aşkın gözleri kör ettiği söylenir, aslında hayat bizi kör ettiğinden, aşk körün değneğidir.. Nefes aldığımız sürece her türlü aşka ihtiyacımız var, çünkü aşkta sıcaklık var.. Önemli olan sevginin nerede saklı olduğunu bulabilmek.. "

Farkında ve mutlu bir yaşam için…

İnsanın en keyifli yolculuğu, kendisine yaptığı yolculukmuş... Zorlu ve bol tuzaklı bu yolculukta, her daim uyanık olmanız, kendinizi çok iyi gözlemlemeniz ve de dahası kendinizi sevmeye devam etmeniz çok önemli...

Bu yolculukta, kendime mırıldandıklarımı sizlerle de paylaşmak istedim, minicik de olsa bir değişim yaratma isteği ve heyecanıyla… İşte, kişisel yolculuğumda öğrendiğim, özümsediğim ve uygulamaya sokarak (kimisi üzerinde ise çalışmaya devam ederek) hayatımı daha da güzelleştirdiğim kurallarım:

Kural 1:
Kendini çok iyi izle, gözlemle. Ama psikopata da bağlama. Ufak-tefek şeylere takılma. Soruna dönüşebilecek detayları ise asla kaçırma!

Kural 2:
Duygularını sürekli yokla. "Gerçekten böyle mi? Sahiden bu mudur hissettiğim/istediğim? Alışkanlık veya ezber öğretilerden kaynaklı bir tepki mi veriyorum?"… Sor kendine, cevap seni rahatlatana kadar da durma. Bir sürü geçiştirme yanıttan sonra, doğruya ulaşacaksın.

Kural 3:
Kendine eziyet etme. Sev. Bağışla. Hoşlanmadığı…

Şükür duam...

Resim
Dünyanın en güzel ve en özel ailesiyle ödüllendirildiğim, bu ödüle ömrümün son nefesine kadar sahip olmaya devam edeceğim için şükrediyorum…

İnsanlığın teknoloji kölesi haline gelip robotlaştığı günümüzde, hala yüreğime dokunabilen ve yüreğine dokunabildiğim dostlarım olduğu için şükrediyorum… Çektiğim acıyla yürekleri titreyen, yüreğimi titreten… Gözyaşlarını aynı anda akıttığımız, konuşmadan anlaşabildiğimiz, ruh kardeşlerim… Size minnettarım…

Sağlıklı bir bedene ve ruha sahip olduğum için… Yürüyebildiğim, tat alabildiğim, duyabildiğim, konuşabildiğim, hücrelerim yenilenmeye devam edebildiği, nefes alabildiğim, koşulsuzca sevebildiğim ve sevildiğim için şükrediyorum…

Tüm alışkanlıklarıma ve korkularıma rağmen, hayata silbaştan başlayacak cesareti edinebildiğim için şükrediyorum… Geride bıraktıklarım acıtmıyor canımı, yeni başlangıçların tatlı heyecanındayım…

Haksızlığa ve hayal kırıklığına uğradığımda bile, gülümseyebilecek güce sahip olduğum için şükrediyorum… İçim rahat; adaleti…

Karelerde gizli güzellikler...

Resim
Bu haftasonu yazlıktaydım... Ailemle geçirdiğim huzurlu, sevgi dolu, yaşadığımız zorlu günlere rağmen neşeli bir hafta sonuydu... Böylesi bir aileyle ödüllendirildiğim için Tanrı'ya bir kez daha şükrettim...

Size de bahçemizden, keyif vereceğini düşündüğüm kareler getirdim...