Kayıtlar

Aralık, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Söyleyecek yeni sözlerim olsun...

Resim
Geride bıraktığımız yıl, hem cenneti gördüm Tanrım hem cehennemi; ikisini de derin bir minnetle kabul ettim... İsyan etmedim hiç, dövüşmedim de hayatla... Öğrendim ki, başımıza ne geldiği değildi önemli olan, asıl mesele başımıza geleni nasıl karşıladığımızdı... Bu öğreti, her zaman dimdik ve güler yüzle ayakta tuttu beni... Teşekkür ederim...

Şimdi, yeni bir yıla ilk adımları atarken, diliyorum ki;
Umudum en değerli varlığımdır, beni eksik bırakma Tanrım...Aynı hataları yapmaktan koru; körleşen gözlerime ışık, sağırlaşan kulaklarıma fısıltı ol...Önyargıların, ayaklarıma pranga olmasına izin verme. Her seferinde yeniden ölçü alacak, değişimi dikkate alarak yeniden değerlendirecek gücüm ve isteğim olsun...Gözlerim, gönülleri görecek kadar keskin, kulaklarım söylenmeyenleri duyacak kadar hassas olsun... Gördüklerim ve duyduklarım, sadece iyiye ve doğruya dair olsun... Kötü sözden, hırslı gözden koru beni...Düşmanlıktan, kinden, hırstan, nefretten uzak tut yüreğimi...Heyecanlarım, yaşam k…

Hızla akıp gidiyor zaman...

Resim
Büyük şehirde yaşama biçimi hızla fast-food tarzına dönüşüyor. Hızlı ye, kısa sürelerde tüket her şeyi, bağlanma, kesik kesik ve hızlı anlat, dinlemeye vaktim yok kısa kes, acele  et, daha çabuk, geç kaldım, hızlı ol...

Yoruldunuz, değil mi?
Hem de nasıl uyuşturucu bir yorgunluk...

Öyle alıştık ki her şeyi hızlıca yaşamaya, unuttuk neredeyse sevdiklerimizin gözlerinin içine bakıp, söyleyemediklerini duymaya...

Aslında öyle yalnızlaştık ki, bu tuhaf yabancılaşma haliyle başa çıkabilmek için yeni bir hayat yarattık kendimize. Ailenin bir araya geldiği saatlerde, sohbete vakit yok. Kimi televizyondaki bir diziye kaptırır kendini, kimi bilgisayar başında sanal bir dünyada gidermeye çalışır yalnızlığını... Aynı evde, yabancılaşırız günden güne, en sevdiklerimize...

Aşklar da dostluklar da, kumdan kalelere dönüşüyor... Her yanılgıda biraz daha kalın duvarlar örülüyor, her seferinde biraz daha yalnızlaşıyor insan...

Seçenekler arttıkça seçim yapmak da bir o kadar güçleşiyor. Hep daha iyisini…

Ürün yerleştirme uygulamasını en çok kimler kullanıyor?

Resim
Medya planlama ve satınalma alanında Türkiye'nin ilk ajanslarından biri olan MediaCom Türkiye, TV kanallarında karşımıza çıkan ve zaman zaman bazı örneklerini burada sizlerle de paylaştığım ürün yerleştirme uygulamalarının Kasım ayı raporunu açıklamış. Raporda, dikkat çekici veriler var.

1 - 30 Kasım 2011 tarihleri arasında toplam 159 adet ürün yerleştirme uygulaması (gizli reklam) yapılmış. Gizli reklamı en çok tercih eden sektörler otomotiv, gıda ve ev temizliği sektörleri.Ürün yerleştirme uygulamasının en çok kullanıldığı TV kanalları ise sırasıyla TNT (68 uygulama), Kanal D (28 uygulama), TV8 (17 uygulama), Show TV (11 uygulama) ve Cnn Türk (10 uygulama)…

Çarkıfelek, ürün yerleştirme cennetiymiş meğer...
Markalar, ürün yerleştirme uygulaması için en çok yarışma programlarını, yerli dizileri ve yemek programlarını tercih etmiş.

Özellikle Çarkıfelek programına gösterilen yoğun ilgi, dikkate değer. Ben bu programı izlemediğim için gözden kaçırmışım. Meğer sadece Kasım ayında TNT&#…

Ürün yerleştirme uygulaması hafife alınmamalı...

Resim
Reklamverenin heyecanla beklediği ve bu yılın, reklam sektörü için bence en önemli gelişmesi olan Ürün Yerleştirme Uygulaması, yakından takip ettiğim konuların başında geliyor. Ürün yerleştirme, reklam kuşağında veya sanal/bant reklam yayınından çok daha büyük ve etkili bir güce sahip. Özellikle kurgusal ürün yerleştirme, hele bir de kullanılan yapım ile kan uyumu sağlandıysa, markaya müthiş bir geri dönüş sağlıyor.

Nisan ayında başlayan uygulamayı başarıyla kullanan marka sayısı ne yazık ki çok az. Hele ilk uygulamalar tam bir fiyaskoydu. Hatırlarsınız belki, Coca Cola'nın her yerde görüntülenen şişesi/kutusu vardı bir ara. Öyle zoraki duruyordu ki yapımın içinde, hayretle izliyordum.


Yaratıcılıkta en az Coca Cola kadar başarısız kalan bir diğer uygulama ise şimdilerde pek çok yapımda karşımıza çıkan, dış mekan görüntülerinde çeşitli panolarda kullanılan ürün yerleştirme uygulamaları. Muhtemelen, bu uygulama daha düşük maliyetli olduğu için tercih ediliyor ama ürün yerleştirmenin…

İstanbul'dan pazar sürprizi..:)

Resim
Bütün haftayı yağmurla geçiren ve hatta azcık da olsa karla kapatan İstanbul, bugün ise tatlı bir sürprizle selamladı İstanbulluları... Güneşli, pırıl pırıl, apaydınlık bir gün... Fotoğraflar bulutlu karelerden oluşuyor ama bu benim hatam, geç kaldım biraz...:)


Her haliyle güzel bir şehir... Her haliyle kendini sevdiren... Ne cilvesi biter ne nazı ama tatlı sürprizlerle hep ayakta tutar heyecanımızı..:)  

Görevimiz Tehlike 4

Resim
Dün akşam izledim Görevimiz Tehlike'nin dördüncü filmini. Yine baş döndürücü bir aksiyon filmi çıkmış ortaya.

İnanılmaz teknolojiler, müthiş stratejiler, olağanüstü yetenekler... Tom Cruise çok iyi bir oyuncu sahiden, filmi izletiyor. Yeni ekip de iyi...

Hem Moskova sahneleri çok güzeldi, bayılıyorum bu şehre... Sonra Dubai...

Ama başım dönüyor izlerken böyle filmleri, yoruluyorum. Bu tür filmler bana çok mekanik ve soğuk geliyor. Ben, daha gerçekçi ve duygusal hikayeler istiyorum... Hayatın içinden, insana dair...



Görevimiz Tehlike 4'te başarılı ürün yerleştirme örnekleri... İletişim ve pazarlama tarafından baktığımda ise filme bolca reklam giydirildiğini söyleyebilirim... Ülkemizde de çarpıcı örneklerini görmeye başladığımız ürün yerleştirme uygulaması, Görevimiz Tehlike - Hayalet Protokol filminde yoğun olarak kullanılmış.

Filme damgasını ise BMW markası vuruyor. Marka, BMW Vision EfficientDynamics modelini Tom Cruise'un eşliğinde tatlı tatlı tanıtıyor:)

Son model teknol…

Campaign Türkiye'nin referansları güçlü...

Reklam, medya ve pazarlama iletişimi sektörlerine büyük katkılar sağlayacağını düşündüğüm yepyeni bir dergi geliyor: Campaign Türkiye... Derginin tanıtım filminde ise sektörün önemli isimlerinden görüşler yer alıyor. Yani referanslar güçlü..:)

Türkiye'de 1 Ocak itibariyle piyasaya çıkacak olan Campaign dergisi, İngiltere'nin en büyük yayın grubu olan HAYMARKET tarafından İngiltere, Avrupa ve Amerika'da 1968 yılından beri yayınlanıyor.

Türkiye'de Lift Content Factory tarafından yayınlanacak Campaign Türkiye'nin kadrosunda güçlü isimler var. Derginin Genel Yayın Yönetmenliğini Tolga Tuna üstleniyor. Yazı İşleri Müdürü ise Marketing Türkiye'nin deneyimli ismi Burçin Tarhan.

Ülkemizde uzun zamandır başarıyla yayın yapmakta olan Marketing Türkiye, Mediacat, The Brand Age dergilerinin yanısıra www.medyaloji.net, Halkla İlişkiler Platformu'nun yayını olan www.halklailiskiler.com.tr ve yakın zamanda TÜHİD Başkanı Fügen Toksu'nun genel yayın yönetmenliğinde yayı…

Küçük bir çocuğun aklıma düşürdükleri…

Resim
Bu sabah işe gelirken hemen önümde, annesinin ellerini tutmuş 7-8 yaşlarında bir erkek çocuğu, kaptırmış kendini yüksek sesle bir şarkı söylüyordu: “Sigortalatmak başka ergolatmak başka, Ergo”. Bir yandan şarkı söylüyor diğer yandan da meraklı gözlerle çevresini izliyordu.

Sabahın erken saatlerinde, yüzüme bir tebessüm yerleştiren o küçük çocuk, aklıma ise reklam müziklerinin etki gücünü düşürdü. Sahiden, reklam müzikleri ne kadar önemli, değil mi? Hatta öyle ki, çok eskilerde izlediğimiz bir reklam, birden müziğiyle zihnimizde capcanlı belirir. Örneğin, “Adım Balerina Cif, temizlik beziniziiiimmm” ne komikti ama eğlenceliydi de ve kesinlikle akılda kalıcı… Sonra, şunları hatırladınız mı mesela? Billur Tuz, Billur Tuuzz, Billur Tuuuzzzz…Müjde müjde size Parizyen’den müjde size, zarif sağlam esnek çorap güzel çorap müjdeeeee...Akşama babacığım, unutma Ülker getiiirr...Mintax’la canım Mintax’la, Mintax’la canım Mintax’la...Goodyear, yuvama ulaştıııırr... Vernelleyin yumuşacık olsun Verne…

Hey! Bir müjdem var:)

2010 son günlerini sayarken, yeni yılın ilk müjdesini aldım ben...

Yüzüklerin Efendisi'nin öncesini konu alan ve yine Peter Jackson'ın yönettiği The Hobbit filminin ilk fragmanı bugün yayınlandı. İyi bir film izlemeyi özlemiştim doğrusu, haber çok heyecanlandırdı beni..:)

Filmin konusu ise şöyle; Bilbo Baggins sakin hayatını rutin bir şekilde sürdürürken kapısı çalınır ve içeriye Gandalf girer. Bilbo Baggins ve beraberinde 13 cüce, Ejderha Smaug’un zamanında cücelerden çaldığı hazineyi kurtarmak üzere uzun bir macera için ilk adımlarını atacaklardır.

Eh, bakalım yeni filmde neler olacak? Sabretmek, bazen ne kadar da zor, öyle değil mi?...


İzini kaybetmeden yaşamak...

Resim
Zaman, nasıl da hızla akıp gidiyor... Her şey öyle hızlı ki, ne kadar uğraşırsak uğraşalım, zamanın temposunu yakalamak mümkün değil.

Siz de sıkça bir şeylere çok geç kalmış gibi hissediyor musunuz? Zaman önde siz arkada, nefes nefese koşturup duruyor musunuz?...

Öyle hızla tüketiyoruz ki her şeyi, yaşamak amaç değil de araç sanki... İzliyorum dünyayı, sonra daha yakınlarımı, derken kendimi...

Nedir bu koşuşturmanın nedeni, neresi varacağımız yer, ne zaman yaşayacağız erteleyip veya şartlara bağlayıp durduğumuz hayatı? Sürekli stres altında, sürekli gergin, sürekli kaygılı...

Dostlarımızla konuşurken bile, ne kadar dar değil mi zaman? Anlatacaklarımızın telaşından, duymuyoruz bazen anlatmakta olduklarını... Zihinlerimiz öyle kalabalık ki...

Dahası, boş boş otururken bile yorgun, yoğun ve dağınık hissediyoruz. Odaklanmak, günden güne daha da büyük bir yeteneğe dönüşüyor. Sanki tüm düzen dikkati dağıtmak, insana kendini unutturmak üzerine kurulu. Öyle çok ki gürültü ve bilgi bombardıman…

Ufo'nun yeni reklamı gerilim yaratıyor...

Ufo'nun yeni reklamını izlediniz mi? Ufo Carbon Black isimli yeni bir ürünün reklamı bu. İsmini hatırlayamadım ama ekranların bilinen yüzlerinden biri olan oyuncu, ürünün özelliklerini uzun uzun anlatıyor. Reklam sıkça yayınlanıyor, muhakkak karşılaşırsınız.

Özelliği olan bir reklam değil aslında. Yeni ürünün ne kadar dayanıklı olduğunu vurgulamak istemişler. Ama bu vurgu, oyuncunun bakışlarına öyle bir yerleşmiş ki, her izlediğimde geriliyorum. Sanki birazdan bir ölüm emri imzalayacak, bir tuhaf bakışlar, aşırı vurgu nedeniyle yerinden sıçratan bir ses... Ben izlerken o ısıtıcı reklamını, üşüyorum resmen, yabancılaşıyorum...
Oysa eskiden esprili, sıcak, hoş reklamları olurdu Ufo markasının... Bu yeni bir strateji mi, nedir bilemedim ama doğrusu ben hiç sevmedim.
Bir de son zamanlarda iki GSM operatörünün reklam filmleri dikkatimi çekiyor.

Bunlardan biri Vodafone. Vodafone'un "nerelerde çekmediğini" dalga geçerek anlattığı reklam çok itici olmuş. Üstelik, artık hepim…

Hayata dair yanıtsız sorular…

Resim
Dünyanın bütün kelimelerini tüketsem de kendimi ifade edemeyeceğimi bilmenin çaresizliğidir gözlerimde parıldayan hüznün nedeni… Ne yapsam, ne etsem, ne desem; boş…

Hayat, nazlı bir sevgili gibi öylece akıp giderken önümden, durup gözlerinin içine mi bakmalı yoksa eğip başımı, usulca yanımdan geçmesine izin mi vermeli?
Akıntıya karşı yüzmenin adı cesaret midir yoksa korkaklık mı? Savaşmak mı daha zordur, kabullenmek mi?
Özgürlük nedir sahi? Hiçbir yere, hiç kimseye, hiçbir fikre ait olmamak mı yoksa her yere, herkese, her fikre koşulsuzca teslim olmak mı? 
Hayata karışmak mıdır aslolan yoksa ayrışmak mı?
Aklımda uçuşup duruyor daha yüzlerce soru… Yok bir doğru yanıtı, biliyorum…
Biliyor da, susturamıyorum…

Biraz durabilir misin?

Resim
Zaman, üstümüze üstümüze yürüyor sanki. Biz çoktan gerisine düştük de, o arkadan itekliyor bizi. Her şey ne kadar da hızlandı. Ne dost sohbetleri, ne aileye ayrılan zaman, ne yemeğin tadı, ne nefes almanın hazzı, hiçbiri yavaşlatamıyor bizi. Çoktan geç kalınmış randevularda, teslimi gecikmiş işlerde, asıl söyleneceklere sıra gelmeden zamanın son verdiği sohbetlerde kalıyor hep aklımız, kalbimiz... Hep eksik kaldığı için belki de, ne aç oluyoruz ne de tok... Öylece, arafta akıp gidiyor hayat...

En çok da kendimize uzak düşüyoruz. Biliyoruz bir şeylerin ters gittiğini, hissediyoruz da, durup anlamaya vaktimiz olmuyor hiç... Kendi sesimiz gittikçe uzaklaşıyor bizden.

Trevanian'ın Şibumi adlı kitabında "şibumi" kavramıyla tanıştığımda, içten içe bildiğim ama üzerinde hiç düşünmediğim bu konuya takıldı işte aklım.

Sahiden de, dinlenebiliyor muyuz? Arada bir, zihnimiz gidip uçsuz bucaksız bir çimenlikte, her şeyden ayrı ve her şeye ait olabiliyor; kurtulup tüm kaygılardan, kor…

Ürün yerleştirme uygulamalarında başarı artıyor...

Resim
Mesaj kirliliğinin çok arttığı dolayısıyla markaların tüketicilerine ulaşmakta artık daha da zorlandıkları günümüzde "ürün yerleştirme" uygulaması, reklamverene ilaç gibi geldi. Ülkemizde 1 Nisan itibariyle yürürlüğe giren Ürün Yerleştirme, marka ve ürünlerin tüketici ile iletişimini sağlamak ve bilinirliğini artırmak amacıyla televizyon yapımlarının senaryosuna yerleştirilmesi veya konumlandırılması işidir. Ürün yerleştirmeyi Gizli Reklam olarak da adlandırabiliriz.
Ürün yerleştirme, güçlü ve etkili bir pazarlama iletişimi tekniği ve markaların bu denli heyecan duyuyor olması çok doğal. Ancak Türkiye'deki ilk uygulamalar gerçekten kötü örneklerdi. Ürün ya senaryonun içine doğru bir şekilde yerleştirilmedi ya da kabak gibi ortaya konup sevimsiz hale getirildi. Hatırlarsınız belki, uygulamayı en çok Coca Cola kullanmıştı. Pek çok dizide, masalara Coca Cola kutuları yerleştirilmişti. 
Garanti Bankası bir ara hoş bir ürün yerleştirme uygulaması yapmıştı, sanırım Kanal D'…

Sonun lezzetli başlangıcı...

Resim
Yılın son ayının ilk günü... İnanılmaz değil mi? Zaman, su gibi hızlıca kayıp gidiyor avuçlarımızın arasından...

Aralık, biraz hüzünlü bir ay bence...
Vedalaşmayı hiç sevmeyen bana, ağır ve zor gelir...
Bilirim; vazgeçmek, elini bırakmak, peşinden ayrılmak zorunda olduğum alışkanlıklarım vardır...
Koşuşturmalı... Stresli... Hatta biraz endişeli... Çokça düşünceli...

Aralık, azcık yorgun ama coşkulu bir çalışma şevkiyle gelir kapıma.
Muhasebeci gibi, döküp tüm hesapları önüme, zararı-ziyanı hesaplar, kazançları toplar, borçları ödemeye çalışırım kendimce...
Yeni yıla, beyaz (hatta pembe) ve tertemiz bir defterle başlamaya niyetlenmek...
Yılın 11 ayında yapamadıklarımı, bu aya sığdırma çabası...

Coşkuludur, heyecanlıdır, sürprizlerle doludur Aralık...
Hüzünlüdür evet ama gözlerinde hep tatlı ve hınzır bir tebessüm saklıdır...
Yeni başlangıçlar kararı almak için en iyi gün Pazar, en uygun ay da Aralık olsa gerek:)
Koca bir yıl, bir film şeridi gibi geçip gider gözlerimin önünden...
Pişma…