Kayıtlar

Haziran, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Belki de zamanıdır artık

Belki de zamanıdır artık, alıp çantanı sırtına yola çıkmanın…
Biriktirdiğin ne varsa bugüne dek, büyük bir tebessüm olur sadece gözlerinde…
Keşke’siz, Belki’siz , Ama’sız, Asla’sız…

Belki de zamanıdır artık, yepyeni başlangıçların…
Cesurca karanlığa dalmanın ve bilmenin her karanlığın ardında aydınlık bir günün beklediğini…
Kirlenmemiş, tozlanmamış, solmamış yepyeni günler…

Belki de zamanıdır artık, üstünden ölü toprağını silkeleyip atmanın…
Sıkıca köklenip toprakta filizlenmenin ve çiçek açmanın…
Dünyanın en güzel kokularıyla bezenip, en güzel renkleriyle parlamanın…

Belki de zamanıdır artık,
Seni görünmeyen prangalarla olduğun yere sabitleyen korkularından kurtulmanın…
Bir kez atladın mı o uçurumdan, göreceksin, korkunun esiri olmaktan daha ağır değil hiçbir acı…

Belki de zamanıdır artık, olan ne varsa, hepsini bağışlamanın…
Onlar kadar sen de hayal kırıklığına uğrattın kendini ve en az onlar kadar haklıydın…
Yaşanan ve yaşanacak olan ne varsa, tam o anda, tam da olması gereken gibi…

Coşkulu bir ırmaktır içimde hayat...

Coşkulu bir ırmaktır içimde hayat,
Akışına bırakırım yüreğimi, tek bir an bile düşünmeden…
Kimileri sorumsuz diyor, plansız olmazmış çünkü hayat…
Kimileri zayıf buluyor, vazgeçmeyi de bilmek gerekirmiş…
Kimilerine göre, delinin biriyim; gerçekleri göremeyen…
Gülümsüyorum…
Gökyüzü, gözbebeklerimde parıldıyor…
Dudağımın sol köşesinin kıvrımında sakladım ben sırrımı,
Kimse bilmez, kimse görmez…
Koca bir dünya taşıyorum içimde, kuş tüyü hafifliğinde…

Silva Demirci

Sevgi mi alışkanlık mı?

Sevgi ile alışkanlık arasında öyle ince bir çizgi var ki, pekala, alışkanlıklarımızı sevgi olarak tanımlayabiliriz. Sevdiğimize alışırız çünkü… Alıştığımızı severiz… Alıştığımız kolay olandır, bütün riskleri bertaraf etmişizdir… Güvenlidir...

Öyle tuhaf bir ikilidir ki bu, ne kadar uğraşırsak uğraşalım, yanıttan asla emin olamayız… Sevgi midir hissettiklerimizin adı, alışkanlık mı?...

Gideceğimiz yere hep aynı yoldan gitmek gibidir… Alternatif yollar; yabancıdır, karanlıktır, uzaktır… Hep aynı mekanlara gitmek, hep aynı insanlarla görüşmek, hep aynı oyunları oynamak isteriz…

Neden bu denli zordur alışkanlıklarımızı terk etmek? Ve neden gittikçe daha da zor hale gelir “yeni”?

Silva Demirci

Babam’a…

Sahip oldukları, insanın değerini en zor fark ettikleridir, derler…
Şanslıyım; sahip olmadıklarımın derdine düşüp, zenginliğimi kaybetmedim hiç…
Öyle büyük bir güç ki bu, başka hiçbir şeyle kıyaslanamaz…
Öyle büyük bir zenginlik ki, dünyanın hiçbir hazinesiyle değiştirilemez…

Babam;
Adaletin, insanlığın, cesaretin, olgunluğun simgesi…
Tutkunun, sevginin, coşkunun, umudun adı…
Çalışkanlığın, güzelliğin, dürüstlüğün temsili…
Hayatta, iyi ve güzel olan ne varsa, hepsini içinde taşıyan,
Buram buram insan kokan, dalga dalga umut yayan…

Babam,
Sen ki, varlığınla, dünyanın en şanslı insanı olduğumu hatırlatırsın hep…
Tanrı’nın bana verdiği en büyük hediye…
İyi ki varsın…
Seni seviyorum…

19.06.2011
Silva Demirci