Kayıtlar

2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Teachtising ve Mr.Maana Ekonomist'te...

Teachtising: Teachtising ve Mr.Maana Ekonomist'te...: Bu haftaki Ekonomist dergisinde, pazarlama iletişiminin usta kalemi Fatoş Bozkuş'un köşesinde Teachtising ve Mr.Maana'yı anlattık.

James Bond Skyfall ve Xperia ion...

Resim
Ürün yerleştirme uygulaması, özel olarak ilgimi çeken bir reklam uygulaması. Başarılı uygulanması halinde, çok işe yaradığını düşünüyorum. Ama ne yazık ki Türkiye'de iyi örneklerine rastlamak pek mümkün olmadı.

Bugünlerde ise bir kampanya dikkatimi çekiyor; James Bond serisinin yeni filmi Skyfall'da Sony Xperia'nın ürün yerleştirmesi yapılmış. Aslında Sony Xperia'nın yeni akıllı telefonu Xperia ion'un lansman kampanyasının ilk adımı bu filmde atılmış.

Filmi henüz izlemedim ama kampanyanın diğer mecralardaki yansımalarına bakarak, çok akıllıca işlendiğini söyleyebilirim. Dün, Uludağ Sözlük'te reklamını gördüm: James Bond'un Seçimi! Sonra metrodaki  reklam alanlarında, bu sabah da Google'daki reklamını... Merak edip araştırdım biraz; sinema filmindeki ürün yerleştirme uygulaması geleneksel ve sosyal medyadaki reklamların yanı sıra saha aktiviteleri ile de desteklenmiş.

Başarılı Bir Saha Aktivitesi
Mesela Nişantaşı’nda bir gösteri gerçekleştirmişler. Abdi İ…

Bulut Atlası... Son Zamanların En İyi Filmi...

Resim
Vizyona girdiğinden beri gitmek için can attığım filmi, nihayet bu haftasonu izleme fırsatı buldum. Özellikle "Matrix" filmi ile nam salan Wachowski Kardeşler ile Tom Tykwer'in yönetmenliğini üstlendiği yeni sinema filmi Bulut Atlası'ndan bahsediyorum.

Afişlerindeki bu cümle zaten çok çarpıcı; "Geçmiş. Şimdi. Gelecek. Her şey birbiriyle bağlantılı.". Film boyunca da bu mesaj tekrarlanıyor. Mekan, zaman ayrı olsa da kader aynı. Kavradığımızın üzerinde, bambaşka bir dünya tasvir ediyor, şaşırtıyor, düşündürüyor hatta ürpertiyor... En çarpıcı mesajı ise "insanın insanla beslenmesi". Hükmetme hırsına, sömürüye ve bencilliğe işaret eden film, bunun tüm insanlığa nasıl acı ve yıkıcı sonuçlar getirdiğine vurgu yapıyor.

Üç ayrı zaman dilimini ve birbirinden farklı pek çok hikayeyi aynı anda anlatıyor olması nedeniyle biraz karmaşık, takibi ve anlaması zor ve de hatta biraz yorucu. Bazı oyuncuların, farklı zaman dilimlerinde farklı farklı rolleri canlandı…

Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var

Resim
Bazı şiirler vardır, merhem gibidirler; tam da söylemek istediklerinizi, üstelik sizin asla beceremeyeceğiniz ustalıkta kağıda dökmüştür ya hani usta.
Şiir, sarıp sarmalar yaralarınızı, şefkatle okşar saçlarınızı, yüreğinizi ısıtır, umudunuza kanat olur...
Söyleyecek söz bulamaz, minnettinizi nasıl dile getirebileceğinizi bilemezsiniz hani.

İşte tam da o anda, hani Şibumi adlı romanda bahsedilen o tarifsiz an gibi, zaman ve mekandan sıyrılır büyülü bir enerjiye dönüşür ve şairin yüreğinde bir ışık gibi parıldarsınız.
O, o anda yüreğine tatlı bir tebessüm yerleştiren duygunun kimin minnet duasıyla geldiğini bilemese de, içten içe sezer kaynağını...

Veren de alan da mutlanır, işte o an böyle bir andır... Böyle bir şiirle can bulmuştur şibumi. Bende ve Ataol Behramoğlu ustada, tam şu anda olduğu gibi...

YAŞADIKLARIMDAN ÖĞRENDİĞİM BİR ŞEY VAR

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
Sevgilin bitkin kalmalı öpülekten
Sen bitkin düşmelisin koklama…

Marka Bağımlılığı

Bugün, yeni bir örneğiyle karşılaşınca, bu örnek vaka üzerinde yeniden düşündüm. Bazı markaların müthiş pazarlama yeteneğinden. Çünkü bu gerçekten bir dehalık göstergesi.

Evet evet, giyim markalarından bahsediyorum. Hani eşek kadar logolarını kıyafetlerinin üstüne basan veya etiketi kıyafetin iç kısmına değil de dış kısmına diken markalar. Onları tebrik etmek gerek. Düşünsenize, o kıyafeti almak için bir sürü para veriyorsunuz, sonra da o markanın bedava (daha doğrusu üstüne para vererek) reklamını yapıyorsunuz.

Biliyoruz aslında bu insanların gönüllü reklam mecrasına dönüşmesinin nedenini. Markaların, insanların hangi zayıf yönünden nasiplendiği belli; literatüre "marka bağımlılığı" olarak geçen hastalık. Yani, o markayı giymenin ayrıcalık olduğuna, statü ve prestij göstergesi olduğuna inanan zihniyetten beslenen markalar. Bu markalar, insanları işte tam da bu zayıf noktalarından vuruyor. "Beni giy ve önemli biri ol!", "Beni giy ve güzel biri ol". Bu ned…

Facebook Fırsat Uygulaması ve Markalar

Albenisi yüksek pazarlardan biri olan Fırsat Siteleri, Facebook'un da iştahını kabarttı.

Yeni uygulaması Facebook Teklif (Facebook Offer) ile markaların fırsatlarını sunmalarına imkan sağlayan Facebook, diğer fırsat sitelerini nasıl etkileyecek, önümüzdeki günlerde belli olacak. Ama görünen o ki, Facebook fırsat sitelerine önemli bir darbe vuracak.
Ama fırsat sitelerinin karşı karşıya olduğu bu riski bir kenara bırakıp, biz yeniden markalar açısından bakalım. Büyük indirimlerle fırsat sitelerinde yer almak, markalar için iyi mi kötü mü?
Pazarlamasyon bloğunda yayınlanan bu yazıda önemli bir tespit var;  Birçok tüketici daha önce neredeyse üçte biri fiyatına aldığı ürünü yada hizmeti normal fiyatından almak için tekrar o işletmeyi tercih etmiyor. Bu durum ilk başlarda işletmeye gelen müşteri sayısında bir artışa yol açıyor gibi gözükse de tüketicinin indirimli fiyata alışmasından dolayı uzun vadede müşteri kaybına yol açıyor.

Kısacası, markalar fırsat sitelerinde yer almadan önce i…

Umudunuz hep taze kalsın...

Resim
Çok sevdiğim bir hikayedir bu, tam da şu anda, tam da ihtiyacım olan şey.. Yeniden okumak ve sizlerle de paylaşmak istedim. Çünkü hepimizin ihtiyaç duyduğu şeydir bu: Umut!... İçinizi ısıtmasını ve güç vermesini dilerim...


Küçük istavrit yiyecek bişey sanıp,
Hızla atıldı çapariye
Önce müthiş bir acı duydu dudağında
Gümbür gümbür oldu yüreği
Sonra hızla çekildi yukarıya

Aslında hep merak etmişti
Denizlerin üstünü
Neye benzerdi acep gökyüzü
Bir yanda büyük bir merak
Bir yanda ölüm korkusu

“dudağı yarıklar” denir, şanslıdır onlar
hani görüp de gökyüzünü, insanı,
oltadan son anda kurtulanlar.
ne çare balıkçının parmakları
hoyratça kavradı onu
küçük istavrit anladı yolun sonu

Koca denizlere sığmazdı yüreği
Oysa şimdi yüzerken
Küçük yeşil leğende
Cansız uzanıvermiş dostlarına
Değiyordu minik yüreği

İnsanlar gelip geçtiler önünden
Bir kedi yalanarak baktı gözünün içine
Yavaşça karardı dünya
Başı da dönüyordu
Son bir kez düşündü derin maviyi
Beyaz mercanı bir de yeşil yosunu

İşte tam o anda e…

Üretkenlik azalınca baltalar çıktı ortaya!

Resim
İnternet gazeteleri ile haber portallarının içler acısı durumu üzerine daha önce bir şeyler karalamıştım. Öz olarak söylediğim şey şu; çok küçük ekiplerle yapılan internet haberciliği, gerçek anlamda habercilikten ziyade copy-paste habercilik gibi görünüyor. Bu işi hakkıyla yapan bir kaç siteyi ayrı tutarak konuşuyorum. Ama her geçen gün daha da önemli bir mecraya dönüşen internet haberciliğinin bu denli zayıf olması acıklı bir durum sahiden. Buradaki yavaş ilerleyişin en önemli nedenlerinden birinin emek hırsızlığı olduğunu düşünüyorum. İnternette yayınlanmış özel bir haber saniyesinde yüzlerce sitede kopyalanarak yayınlanıyor. Neredeyse birebir aynı, hatta zaman zaman kaynak bile belirtilmeden. Hal böyle olunca da, farklılaşmak gittikçe daha zor.

Durup dururken nerden mi geldi bu konu yeniden aklıma? Geleneksel medyanın en eski organlarından biri olan gazetelerin ortaklaşa yayınladığı aşağıdaki ilanı görünce... Gazeteler içeriklerinin kopyalanmasından şikayetçi. Kısmen haklı olsalar…

Hazin bir hikaye...

Resim
Vizyonda olduğu dönemde izlediğim ve not aldığım Hizmetkar Albert Nobbs, ilginç hikayesi olan, farklı bir film. Ben neşeli, umut dolu filmleri daha çok severim aslında, bu nedenle bu filmin karamsar ve hüzünlü akışı beni ruhen biraz yordu. Ama düşündürücü ve izlenesi bir film bence..

Filmde, 19. yüzyıl İrlanda'sında, kadınların çalışma hayatlarını sürdürme özgürlüklerinin olmadığı günlerde, erkek görünümüyle Dublin'in en ünlü otellerinden birinde hizmetkar olarak çalışan Albert Nobbs'un hikayesi anlatılıyor.

Albert'in tek hayali, gizlice biriktirdiği paralarla kendine ait bir dükkan açmaktır. Bir gün bir boyacı ile karşılaşan Albert, onun da kendisi gibi erkek kılığında bir kadın olduğunu keşfeder ve bu dostluk, Albert'e hayatını değiştirme konusunda cesaret verir.

Dönemin toplumsal yapısını da izleyebildiğiniz filmde, çaresizliğin insanları soktuğu haller gerçekten yürek burkuyor.

Başrol oyuncusu Glenn Close'un "hayatımın projesi" dediği Hizmetkar Al…

Mr.Maana’ya “Eylül’de Gel!”

Mr.Maana: Mr.Maana’ya “Eylül’de Gel!”: Mr.Maana’nın, her ay düzenlediği Profil Puanı Kampanyası’nda, Eylül’de güzel sürprizler var! Mr.Maana'nın üyeleri hem katıldıkları ya...

Mr.Maana'dan sevenlerine tatlı bir teşekkür :-)

Mr.Maana: Mr.Maana Ağustos Ayı PP Kampanyası Sonuçlandı! İşt...: Mr.Maana’da, en çalışkan üyelerin ödüllendirildiği aylık Profil Puanı kampanyasının Ağustos ayı kazananları belli oldu! Ay boyunca en ç...

Ya o ruh eşiniz değil ise?

Resim
Çoğumuz, ruhumuzun bir diğer yarısının dünyanın bir yerlerinde gezindiğine ve bizi bulmaya çalıştığına inanırız. Kimimiz bunu safsata olarak görür ama bilirim ki içten içe bunun gerçek olmasını da arzular.

Ben, "ruh eşi"ne inananlardanım hem de çok coşkulu bir inançtır benimkisi. Buna inanmak iyi gelir bana, umutlandırır, heyecanlandırır, sakinleştirir. Öyle güzel bir inançtır ki bu, dingin tutar beni, sabırla beklerim onu... Öyle derin bir tutkudur ki bu, ömrümün sonuna dek onu izlerim...

İşte, belki de bu yüzdendir bu filmin beni bu denli etkilemesi. İzlediniz mi bilmiyorum, sanırım vizyondan kalktı ama ruhunuzun bir diğer yarısının varlığına inanıyorsanız, bu filmi bulun ve izleyin, derim!

Filmin adı; Ruh Eşim (Cafe de Flore)...
Bu, bir adam ile bir kadın ve bir anne ile oğlunun arasındaki sevgi bağını anlatan bir film. Aşka fantastik ve mistik bir kapıdan bakan film, birbirine paralel iki hikaye üzerinden ilerliyor. Hikayelerden biri 1960'larda yaşanıyor, diğeri günü…

İnandıklarının peşinden sonuna kadar gidebilir misin?

Resim
Vizyonda iken izlemeyi çok istediğim ama bir türlü buna fırsat bulamadığım "Hayatının Seçimi" (The Ledge) filmini sonunda sinemada değil ama evimde izleme fırsatı bulabildim. Bir aşk filmi gibi görünse de, aslında daha çok köktendincilik ile ateistlik kavramlarını tartışmaya açan bir film. Ya da, zorbalık ile hoşgörüyü...

Filmin konusu şöyle;
Köktendinci bir Hristiyan ile bir ateist arasındaki felsefe savaşını anlatan film, zıt kutuplardaki iki adamı farklı yönleriyle ele alıyor. Ateist olan Gavin, komşusu olan köktendinci Joe'nun karısı Shana ile yakınlaşınca ve aralarında yoğun bir aşk başlayınca, durum hızla bir kaosa dönüşüyor.

Ve başlıyorsunuz siz de sorgulamaya; köktendincilik, ateistlik, ayrımcılık, hoşgörü, tahammülsüzlük, özgürlük, zorbalık, sevgi, şiddet... Nerede başlar ve nerede sona erer "iyi"lik...

Aşağıya filmin afişlerini de koydum, belki izleme kararını vermenize yardımcı olur diye:)



Şemspare ve Aşka Veda... Hayal kırıklığı ve coşku...

Resim
Elif Şafak, çok sevdiğim yazarlardan biridir. AŞK başta olmak üzere Araf, Mahrem gibi çok sevdiğim romanları var. Son kitabını da aynı iştahla aldım ama ne yazık ki hayal kırıklığı ile bitirdim kitabı.
Evet, bugün hala en çok satan kitaplar listesinde yer alan kitabından yani ŞEMSPARE'den bahsediyorum. Çeşitli konularla ilgili yazılarından oluşan bir derleme kitap. 
Sanırım dönüp dolaşıp, yazarlık ve yazma sürecindeki sıkıntılarını kaleme aldığı için olsa gerek, kitabı bitirdiğimde aklımda kalanlar şöyle; Yazarlık çok zor bir meslek. Ama çok çok zor, gerçekten bak...Yazarlar, kendilerini yazmaya adadıklarında hayatlarına ait pek çok detayı da kaçırırlar, hep bir şeylere geç kalırlar... Hani yani neredeyse yaşamdan keyif alamaz hale gelirler. Bir Elif Şafak kitabı okurken sıkılacağım hiç aklıma gelmezdi. Son tahlilde, sanırım beni en çok rahatsız eden şey, yazarın yazma tutkusunu, burdan aldığı hazzı ve coşkuyu hissedememiş olmam. Yani tabi ki sıkıntılıdır yazarlık ve bu yönünü payl…

Savaşın Çiçekleri... Acıtan hikayeler...

Resim
Hep merak eder ama bir türlü anlam veremem, savaş nedir, neden olur, neyi çözer... Savaş, nasıl bu denli suskun hale getirebilir yürekleri, vicdanları? İnsanı en çok iyileştiren şey, bir başkasına yaptığı iyilik iken, nasıl olur da bu denli vahşi ve acımasız hale gelir insan? Yoksa kötülük de, bir kırılma noktasından sonra umursanmayan ve önlenemeyen bir güdüye mi dönüşür?

Tarih acımasız öyle çok savaş ve öyle büyük katliamlar ile dolu ki, sanırsınız ki daha fazlası artık mümkün değildir. Sonra döner ve günümüze bakarsınız. Sömürülen ülkelere, yok edilen umutlara, dünden bir farkı olmayan savaşlara...

Nedense, tarihten ders almak yerine, "tarih tekerrürden ibarettir" kalıbına sığınmak daha kolay veya daha cazip geliyor insanlara... Siyaset arenalarında, medyada ve hatta sokaktaki insanda savaş naraları yükseliyor. Sanki bir oyun gibi. Sanki ne bizim ne de sevdiklerimizin ölmeyeceği, heyecanlı bir oyun oynanacak... Oysa ölüm var... Gerçek, buz gibi soğuk, hançer gibi keskin..…

Gerçeğe Çağrı! İyi bir aksiyon filmi...

Resim
Son günlerde izlediğim en iyi aksiyon filmlerinden biri oldu "Gerçeğe Çağrı". Bilim kurgu, aksiyon ve macera filmi sevenler için güzel bir alternatif.


Yönetmeni Len Wiseman. 2012 yapımı bir Amerikan filmi. Oyuncular; Colin Farrell, Bryan Cranston, Jessica Biel ve Kate Beckinsale...

Ben çok keyif alarak izledim. Bilim kurgu filmlerinden pek hazzetmeyen biri olan ben için bile, Gerçeğe Çağrı (Total Recall) seyirlik bir film. Düşleri gerçek anılara dönüştüren bir şirket olan Recall, insanı içten içe ürkütse de, heyecan verici bir fikir olduğunu söylemeden geçemeyeceğim:)

Düşünsenize, çok iyi bir ajan olmak istiyorsunuz ve hoooppp bir anda çok iyi bir ajanın hafızasına ve yeteneklerine sahip olarak bir oyunun içine giriyorsunuz. Böylece hayatın monotonluğundan uzaklaşıp, heyecan dolu bir deneyim yaşıyorsunuz. Tabii, filmde durum bu kadar de pembe değil:) İzleyip, görmeniz gerek...

Bir de benden söylemesi, aksiyonun dozu öyle yüksek ki, 118 dakika boyunca soluk soluğa kalıyorsunu…

Beş yazar bir roman!

Resim
Uzun bir süre önce aldığım ama bir türlü okumaya vakit bulamadığım bir roman vardı. Beni romanın konusundan çok, ortaya çıkış hikayesi heyecanlandırmıştı doğrusu. Duymuşsunuzdur muhakkak, Metis Kitap'tan çıkan "Beşpeşe" adlı romandan bahsediyorum.

Beşpeşe; edebiyatımızın beş güçlü ismini bir araya getiren ve hepsinin kendi üsluplarını koruyarak ortaya çıkardığı bir roman. Sanırım Türkiye'de, daha önce böyle bir roman hiç yazılmamış. Bu anlamda da bir ilk...

Anlaşma şöyle;

Beş yazar ile ortak bir roman yazılması için anlaşma yapılıyor. Yazarlar, romanın konusu ve kurgusu ile ilgili hiç bir araya gelmiyorlar. Her yazar, sırası geldiğinde kendisinden önceki bölümü yazmış olan yazarın hikayesini okuyor ve hikayeyi kaldığı yerden kendi üslubu ile yazmaya devam ediyor. Her yazara 2 ay süre tanınıyor ve bu süre içerisinde kendi bölümlerini tamamlamaları gerekiyor. Hiçbir yazar diğer kendisinden önce yazmış olan yazarın bölümünde bir değişiklik yapamıyor hatta yazarın kendisi …

"Kürk Mantolu Madonna" zamanı!

Mr.Maana: "Kürk Mantolu Madonna" zamanı!: "Her gün, daima öğleden sonra oraya gidiyor, koridorlardaki resimlere bakıyormuş gibi ağır ağır, fakat büyük bir sabırsızlıkla asıl hedefin...

Söyleyecek ne çok sözüm birikti, bilsen...

Resim
Hayat öylece akıp gidiyor ve ben de usulca bıraktım kendimi o coşku dolu sulara... Ne zamandır suskunsam; söyleyecek sözüm olmadığından değil. Zamanı gelecek ve inci gibi dökülecek yüreğim satırlara...

Ama şimdilik, size huzur vermesini dilediğim bu fotoğrafları paylaşıyorum:))


Mr.Maana Minigolf Turnuvası için yarış başladı!

Mr.Maana: Mr.Maana Minigolf Turnuvası için yarış başladı!: “Yaşama ve bize dair anlamlı şeyleri hatırlatır” sloganıyla yola çıkan Mr.Maana, üyelerinin unutamayacağı özel bir turnuva için çok özel b...

Romantik Komedi Severlere Mr.Maana’dan Sürpriz!

Mr.Maana: Romantik Komedi Severlere Mr.Maana’dan Sürpriz!: Mr.Maana’da bugün yepyeni bir yarışma başlıyor! Daha önce Elif Şafak, Hakan Günday, Can Dündar’ın kitaplarının yanı sıra dünya çapında yan...

Mr.Maana: Mr.Maana’da Kazanan Kazanana!

Mr.Maana: Mr.Maana’da Kazanan Kazanana!: Gün boyu en hareketli günlerinden birini yaşayan Mr.Maana, bir günde tam dört üyesini birden ödüllendirdi!  İşte, yayına girdiği günden bu y...

Bu ilgini çeker mi?

Resim
Shamdan Ayakkabı sponsorluğunda düzenlediğimiz kampanya tam 5 yarışmadan oluşuyor. Yani, beş ayrı yarışma düzenlenecek ve her seferinde farklı bir ayakkabı hediye edilecek. Her bir yarışmanın ödülünü de aşağıda gösterdik.

35 numaradan başlayıp 39 numaraya kadar seçeneklerimiz var. Hangisini kazanmak istiyorsan, katılım haklarını ona sakla, kazan, ayakkabı numaranı söyle, ayakkabını sana hemen gönderelim:))

Şu durumda, www.mrmaana.com'a giriyor, Shamdan'ın genel kültür yarışmasına katılıyor, soruları hızla yanıtlıyor ve en yüksek puanları almaya çalışıyorsun.Hadi bakalım, bol şans!

1. Yarışmanın Ödülü  2. Yarışmanın  Ödülü 3. Yarışmanın Ödülü  4. Yarışmanın Ödülü 5. Yarışmanın Ödülü

Mr.Maana’da en yüksek puanlar nasıl kazanılır?

Resim
Ödüllü bilgi yarışmalarıyla, hem eğlenceye hem de bol bol ödül kazanmaya davet eden Mr.Maana, şimdi de kazanmanın ipuçlarını veriyor. Kazanmaya hazır mısınız?:)
Mr.Maana: Mr.Maana’da en yüksek puanı nasıl kazanırım?

Mr.Maana’yı sevdiklerinle tanıştır, MP3 Player’ı götür

Mr.Maana: Mr.Maana’yı sevdiklerinle tanıştır, MP3 Player’ı g...: Mr.Maana’da yarışan, onu sevdikleriyle tanıştıran, Facebook ve Twitter’da paylaşan, anketlerine katılan, soru bankasına katkıda bulunan ve ...

Rumeli Kavağı'nda balık keyfi...

Mr.Maana: Rumeli Kavağı'nda balık keyfi...: Bugün, sizin için bir mekan keşfine çıktım. İstanbul'un en güzel yerlerinden biri olan Sarıyer 'de gezindim. R...

Benim buğdayım var:)

Resim
Balkonumdaki mandalina ağacımın dibinde usulca belirdi ve hızla boy attı.
Şaşkın buğday, nerden, ne zaman, nasıl geldin, hiçbir fikrim yok.
Muhtemelen bir kuşunda kanadından düşüverdin toprağıma...
Ve de inatla tutundun hayata.
Ne iyi ettin sevgili buğday, bir mucize gibi, hayat dolu fışkırdın o minik saksıda...
Gözlerime ışıltı, içime coşku doldurdun, ne iyi ettin...:)




Mr.Maana yepyeni bir iletişim mecrası...

www.mrmaana.com Genel Müdürü Melik Çelikoğulları, dün sabah Cem TV'de Celal Toprak ve Pınar Işıl Ardok'un sunduğu Uyan Türkiye programında Mr.Maana'yı anlattı.

İşte, Türkiye'nin ilk orjinal internet projesi olan ve büyük ilgi gören www.mrmaana.com'un heyecanlı yolculuğu!:)

Hep kopya projeler yapılacak değil ya, biraz da biz kopyalanalım, değil mi ama?:)


Babalar Günü yaklaşırken...

Resim
Bu Babalar Günü'nde babanıza, kazandığınız bir ödülü vermenin keyfine varın...


Kendinizi ise Home Store ile ödüllendirin:) Hem bilginizi sınayın hem kazanmanın keyfine varın...


www.mrmaana.com

Duyduk duymadık demeyin!:)

Resim
Mr.Maana Facebook'ta da ödül dağıtıyor!

Bu akşam saat tam 20:30'da Mr.Maana'nın Facebook'ta yayınlayacağı soruyu doğru cevaplayıp paylaşan ilk 5 kadın Mel Merio parfüm ve ilk 5 erkek de Cerrus Dark parfüm kazanacak.

Yarışmaya, www.mrmaana.com'a üye olan herkes katılabilir.


Aşk... Ne güzelsin...

Resim
Biraz şarabın tatlı mahmurluğu var üzerimde ama en çok da aşkın... Kalbim bir kelebek, uçuşup durur sevdanın kollarında... Ne güzeldir aşk... Aşk, ne güzeldir...

Pazar gecesinin neşeli yorgunluğu...
İçimde dolanıyor müzik ve şiir... Ama bu şiir, sahiden bir başka güzel... Özellikle ilk ve son paragrafları... Keyifli okumalar dilerim..:)



SERENAD

Yeşil pencerenden bir gül at bana,
Işıklarla dolsun kalbimin içi.
Geldim işte mevsim gibi kapına
Gözlerimde bulut, saçlarımda çiğ.

Açılan bir gülsün sen yaprak yaprak
Ben aşkımla bahar getirdim sana;
Tozlu yollarından geçtiğim uzak
İklimden şarkılar getirdim sana.

Şeffaf damlalarla titreyen, ağır
Koncanın altında bükülmüş her sak.
Seninçin dallardan süzülen ıtır,
Seninçin karanfil, yasemin zambak...

Bir kuş sesi gelir dudaklarından;
Gözlerin, gönlümde açan nergisler.
Düşen öpüşlerdir dudaklarından
Mor akasyalarda ürperen seher.

Pencerenden bir gül attığın zaman
Işıkla dolacak kalbimin içi.
Geçiyorum mevsim gibi kapından
Gözlerimde bulut, saçlarımda çiğ…

Pamuk Prenses ve Avcı... Keyifle izlenir...

Resim
Çocukluğumuzun o güzel masalını sinema afişlerinde görünce, dayanamadık valla, attık kendimizi Astoria'nın sinema salonuna... Çok da iyi etmişiz, aferin dedik sonrasında kendimize:)

Masal değişmiş biraz... Ama iyi olmuş, sevdim ben...

Fantastik bir film, çekimler güzel... Orman sahneleri müthiş, çok yaratıcı ögelerle süslenmiş... Cadı kraliçenin yaşlanma sahneleri de çok başarılı.... Film, hayal gücünüzü tetikliyor hemen...

Neyse, çok anlatmayayım. Ben keyifle izledim, sinemaya gitmek isteyenlere de gönül rahatlığı ile öneririm:)

Bakış açısı aşısı istiyorum ben de:)

Resim
Günüme, bu iki karikatür damgasını vurdu. Paylaşmasam olmazdı:)



Reklamda gerçeklik zemini...

Resim
"Aramızda paranın lafı bile olmaz, yeter ki siz mutlu olun" diyor bir konut firmasının reklamında coşkulu bir ses... 
Bugünlerde TV kanallarında sıkça karşılaşıyorum. Sanki ticari bir şirket değil de, sivil toplum örgütü... 
İstediğiniz zaman ödeyin, istediğiniz gibi ödeyin, hatta "aramızda paranın lafı bile olmaz" yani...

Nasıl samimiyetten uzak, gerçek dışı bir reklam, nasıl sahte... Hayretle izliyorum...

Kendini müziğin ve dansın ritmine bırakmak isteyenlere güzel haber!

Resim
Tüm dünyada artık bir marka haline gelen Uluslararası İstanbul Tango Festivalinin bu yıl dokuzuncusu düzenleniyor. Mr.Maana'nın bir şanslı üyesi, bu büyük organizasyona çift kişilik davetiye kazanacak. Yarış başlıyor! Herkese bol şans!:)

Ama ben tango yapmayı da öğrenmek veya geliştirmek istiyorum, diyorsanız bir önerim daha var. Tango Encuentro Tango Okulu'ndan bir aylık çift kişilik tango eğitimi kazanabilirsiniz. Bunun için www.mrmaana.com 'a giriyor ve yarışmaya katılıyorsunuz. En yüksek puanı kapıp, sonra da kendinizi  dansın keyfine bırakıyorsunuz:)

Seni düşünmek güzel şey...

Resim
Ilık bir yaz akşamı, 
hani saçlarını okşar ya usul usul rüzgar...
Yüzüne bir tebessüm yerleşir, yumarsın ya hani gözlerini... 
Sonra yavaşça yaslanıp geriye, bırakırsın kendini o tatlı okşayışa... 
İşte öyle bir şey, seni düşünmek...



Dost...

Dost, kendinize açılan kapınızdır... Duru bir göl gibi, öylece, sessizce yansıtır sizi size...
Dost, kanayan yaralarınıza sürdüğünüz merhemdir; serin, yumuşacık ve güvenilir....
Dost, siz daha konuşmadan duyabilendir çığlığınızı,
Hiçbir şey sormadan, alıp göğsünde dinlendiren...

Dost, güçlü ve dik görünmeye çalışırken siz, içinizi gören ve acınızı yüreğinde hissedendir...
Binlerce mil uzağınızdayken bile, darda olduğunuzu hisseden ve
"aklıma düştün, yüreğim sıkıştı birden; iyi misin sen?" diye sorandır...
Dost, tutup yaralı yüreğinizi, sevgiyle iyileştirendir...

Hüzün...

Oldum olası, severim hüznü...
Hüzün, yaratıcıdır çünkü...
Hüzün, derindir... Renklidir... Karmaşıktır.. Ve durudur bazen de...
Acıdır ama umuttur da...
Hüzün, felsefedir... Edebiyattır...
Şiirdir hüzün, müziktir... Sanattır...
Hüzün yalnızlıktır biraz... Kalabalıkların içinde, derin bir sessizliktir...

Dilsizdir hüzün; bu nedenledir ki ne zaman tanımlamaya kalkışsanız yüreğinizdeki o sonbaharı,
çekilir kenara tüm sözcükler sessizce...
Hüznü anlatamazsınız.
Ancak hissedersiniz...
Ve tanırsınız hüznü nerede görseniz.
Gördüğünüz yerde, önünde saygıyla eğilirsiniz...

Mr.Maana keşfi..:)

! ♡ Bal Köpüğü Tasarım ✿: Mr. Maana: Beyler bayanlar, Mr. Maana 'yı kullanan var mı? :) Benim henüz yeni keşfettiğim bir site ama gerçekten çok hoşuma gitti, Mr.Maana "Yaşam...

Düşlerin Rengi: YENİ HASTALIĞINIZ OLABİLİR...

Düşlerin Rengi: YENİ HASTALIĞINIZ OLABİLİR...: Bu bilgiyi Natali'nin bloğunda okudum. Bende paylaşmak istedim. Yeni hastalığınız olabilir. Televizyonda ki yarışma programlarından hoşlanıy...

Mr.Maana'da neler var?

Resim
Yeni eğlence mecramız Mr.Maana'da, ödüllü yarışmalarımız son hız devam ediyor. Bir yandan bilginizi sınıyor, bir yandan ödüller kazanıyorsunuz.

Hangi ödüller mi var?
Bu Cuma akşamı 2012 Venue'de gerçekleşecek Gülşen konserine çift bilet (Bir üyemiz bilet kazandı, şans devam ediyor)Cumartesi akşamı yine aynı mekandaki Multitap konserine çift kişilik bilet (Şimdiden 2 üyemiz kazandı bile:))Kamp (çok eğlenceli)Çeşitli restaurantlarda çift kişilik yemek kazanma fırsatları, Burberry parfüm, Arzum tost makinası, Nikon fotoğraf makinası,Tango kursu (müthiş:))Dil kursu500 parçalı puzzle (oyuna devam:))750. gram Nutella (tatlı konuşalım tatlı yiyelim:))ve daha bi sürü şey:) Siz henüz Mr.Maana ile tanışmadınız mı? www.mrmaana.com

İnternette keyfin yeni adresi: Mr.Maana

Resim
Uzun zamandır hazırlıkları devam eden yeni eğlence mecrası Mr.Maana yayına girdi: www.mrmaana.com

"Yaşama ve bize ait anlamlı şeyleri hatırlatır" sloganıyla yola çıkan Mr.Maana, bol ödüllü yarışmalarında, bazen yeni bir bilgi öğretiyor, bazen unutulmuş bir bilgiyi hatırlatıyor, bazen farklı bir bilgi ile şaşırtıyor ama muhakkak keyifli anlar yaşatıyor.
Gündeme farklı bir bakış açısı! Mr.Maana, aynı zamanda, her gün üyelerine gündeme dair bazı hatırlatmalar yapıyor. Bunu, kendine has üslubuyla yapan Mr.Maana, tüm hatırlatmalarını sadece sorular üzerinden yapıyor.
Mr.Maana'ya gelip eli boş dönmek yok… Mr.Maana’dan bazen cebinizde yeni bir bilgiyle, bazen tatlı bir duyguyla, bazen büyük ödül ile bazen de sadece yarışmalara katıldığınız için kazandığınız teselli ödülü ile ayrılırsınız. Sonra yeniden gelir ve aynı heyecanla oynamaya devam edersiniz..:)
Mr.Maana ile tanışmak için sadece beş dakikanızı ayırın ve oyunun keyfini çıkarın…


BAYKUŞ GÖZÜYLE...: Yeni bir yarışma keşfettim, değme keyfime!!!

BAYKUŞ GÖZÜYLE...: Yeni bir yarışma keşfettim, değme keyfime!!!: Bu aralar sık giremiyorum bloga, özlediniz mi beni blogdaşlarım? Ama sizleri takipteyim, unutmadım yani:))) Şimdi sizlere takıldığım yar...

Bazen nasıl da yalnızdır insan...

Bazen, nasıl da kimsesizdir insan...
Çevresinde yüzlerce insan olsa bile, bazen nasıl da yalnızdır...

Hani kabarır ya yüreğiniz, öyle ki nefes alamaz hale gelirsiniz.
Derin derin nefes alırsınız ama daha ciğerlerinize ulaşmadan  uçup gider...
Hiçbir yere sığamayacak kadar büyük olursunuz hani...
Küçücük bir mağaraya kapatılmış gibi, çaresiz... Üstünüze üstünüze gelir duvarlar...
Kaçacak hiç bir yeriniz olmaz... Sığınacak hiçbir kapınız olmaz...
Tuhaf bir kalabalıkta, anlaşılmaz bir yalnızlıkla salınırsınız hani...
Konuşsanız, anlayan olmaz...
Sussanız, çare değil...
Hani olur ya bazen, kendi mağaranıza çekilme zamanları...
Hani olur ya...
Susma zamanı...

Mr.Maana ile tanışma zamanı geldi:)

Uzun zamandır hazırlıkları devam eden yeni eğlence mecrası Mr.Maana yayına girdi. www.mrmaana.com

"Yaşama ve bize ait anlamlı şeyleri hatırlatır" sloganıyla yola çıkan Mr.Maana, bol ödüllü yarışmalarında, bazen yeni bir bilgi öğretiyor, bazen unutulmuş bir bilgiyi hatırlatıyor, bazen farklı bir bilgi ile şaşırtıyor ama muhakkak keyifli anlar yaşatıyor.

Mr.Maana'ya gelip eli boş dönmek yok.
Bazen cebinizde yeni bir bilgiyle, bazen tatlı bir duyguyla, bazen büyük ödül ile bazen de sadece yarışmalara katıldığınız için kazandığınız teselli ödülü ile ayrılırsınız. Sonra yeniden gelir ve aynı heyecanla oynamaya devam edersiniz..:)

Yani diyeceğim şudur ki; internette nitelikli vakit geçirmek, eğlenmek, bilgilerini tazelemek ve bolca ödül kazanmak isteyenleri Mr.Maana'ya bekliyoruz...



Mevsim bahar..:)

Resim
Nisan yağmurlarıyla, binbir renge bürünmüş doğasıyla geldi işte kapımıza bahar... Bu sabah, kahvaltıda yağmuru izliyordum.. Dışarı çıktım, terletti beni güneş... Şimdi, ise bir görünüp, bir kayboluyor... İşte, böyle biraz hınzır, biraz şıpsevdi ama çok keyiflidir bahar...

Bu da, elma ağacım, bu çiçeklerden kaçı elma olur bilmiyorum ama her gün heyecanla izliyorum gelişimini...:)

Oğullar ve Rencide Ruhlar
"Beş yaş insanın en olgun çağıdır; sonra çürüme başlar." diyor Alper Canıgüz "Oğullar ve Rencide Ruhlar" kitabında. Bir arkadaşımın tavsiyesiyle almıştım kitabı zira yazarını da daha önce hiç duymamıştım. Ama çok keyifliydi sahiden. Beş yaşında bir çocuğun içinde düştüğü bir hikayeyi anlatıyor Alper Canıgüz, farklı üslubu ve sürükleyici diliyle. Yaşının avantajıyla her yere girip çıkan, hem filozof hem fırlama bir oğlanın hikayesi... Hem gülecek hem derin derin düşüneceksiniz okurken. Yani, okuyun derim mutlaka...:)


Yusuf Atılgan'ın ünlü romanı Anayurt Oteli'…