Kayıtlar

Eylül, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Benim gün batımlarım:)

Resim
Günün en güzel saatleridir, gün batımı...

Serenad...

Resim
Bu sabah güne, güneşten önce “merhaba” dedim. Ve de zihnimde, Celal Sılay’ın muhteşem Serenad’ı…

Ne güzel bir duygusu var bu şiirin, öyle değil mi?:)

Ne güzeldir böyle sevilmek, ne güzeldir böyle sevmek birilerini...


SERENAD

Yarın sabah erken uyan
Ben yıldızıma söyledim
Işıklar serpecek üzerine
Nur içinde uyanacaksın

Ben ağaçlarıma söyledim
Yarın sabah erken uyan
Dağıt saçlarını silkin
Dallar titreyecek, şaşacaksın.

Yarın sabah erken uyan
Ben göklerime söyledim
Uzat ellerini fecre doğru
Şafak sökecek, bakacaksın.

Ben yerlerime söyledim
Yarın sabah erken uyan
Gözünün değdiği her yerde
Çiçekler açacak, göreceksin.

(Celal Sılay)

Aşk, sevgi, evlilik ve annelik üzerine…

Resim
İnsanın aklını başından alan, bazen mutluluktan sarhoş eden bazen hırpalayan ve hiçbir mantıksal gerekçeye dayanmayan aşk… Bitmeyen rekabetler, yoran ve hatta tüketen saplantılar, kıskançlıklar, sınamalar, oyunlar…

Anlayışla, hoşgörüyle, sabırla, güvenle, huzurla beslenen ve günden güne köklenip büyüyen sevgi…

Büyük sorumluluklar ve özveriler gerektiren, evlilik…

Kadını tamamen başkalaştıran ve belki de mutluluğun anahtarı olan annelik…

Bütün bu kavramlar, Balzac’ın İki Yeni Gelinin Anıları kitabında, öyle incelikli ve çarpıcı bir dille işlenmiş ki, bir solukta okudum… Romanda, aşk ve evlilik ile ilgili fikirleri ve yaşamları birbirine tamamen zıt iki okul arkadaşının hikayeleri, birbirlerine yazdıkları mektuplar ile anlatılıyor…

1840’larda yazılan roman, sadece o döneme değil, aslında günümüze de ışık tutuyor…

Yine de, bilemiyorum işte; Renee gibi mi yaşamalı hayatı yoksa Louise gibi mi?

Aşkın dikenli yollarında, heyecanın ve tutkunun kollarında mı vermeli son soluğu yoksa sevgin…

Hrant'ın Arkadaşlarından Başbakan'a Mektup!

Resim
Sayın Başbakan,

Arkadaşımız Hrant Dink'i öldürdüler.
Beşinci yılına yaklaşan adalet arayışımız kadük kalmıştır.
Dilekçe verdiğimiz topyekün devlet, kendini katile yakın gördü.
Zaten; katil, polis, bayrak ve muzaffer gülümseme kahramanlık posterinde poz vermişti.
Bir türlü ilamını malum edemediğiniz o kalabalık güruh, elbirliği ile kıstırmışlar, hain pusuda kurşun sıkmışlar, kaçmışlar, saklanmışlardı.
Şikâyetçiyiz.

"Adalet, namus sözümdür" diye ölü evinde ant içtiğiniz halde, 
Hrant Dink'i işaret parmağıyla gösterip "Bunu" diyen yardımcınızı "Meclis Başkanı", resmi makamda adamları resmen, "Yakarız canını bak" diyen valinizi vekil, emanet edilen canı kollamayan Emniyet Müdürünüzü vali, 17 yaşındaki O.S.'yi kocaman Ogün Samast ettiniz.
Kan adaletle susar, şikâyetçiyiz.
İsim verdik soruşturun diye, İçişleri Bakanı'nız, "Olmaz onlar bizim çocuklar" dedi.
Dışişleri Bakanınız AİHM savunmasında bu toprakların yiğit evladına…

Eylül kokulu insanlar…

Resim
Hey, uyan! Hadi, uyan!

Bak, Eylül geldi… Sonbaharın habercisi…

Kimi hüzünle eşleştirir eylülü, kimi ayrılıkla, kimi depresyonla…

Oysa eylül, olgunluğun ve yeniden başlamanın simgesidir… Doğanın sırlarını en çıplak ve en güzel haliyle gösteren mevsimdir, sonbahar… Yani aslında yaşamanın sırlarını… Çünkü sonbahar, olgunlaşmanın, yenilenmenin, güzel kokuların, binbir çeşit rengin, en doygun sohbetlerin zamanıdır…
Tıpkı doğa gibi, insan da en güzel marifetlerini sonbaharda gösterir… Kimi zaman farkında olmadan biriktirdiklerini, kimi zaman tadına vara vara öğrendiklerini, canını yakanları, kalbini çalanları, güzel dostları, ömrünü törpüleyenleri, yenileri, eskileri, güzelleri, çirkinleri, iyileri, kötüleri, gelenleri, gidenleri hepsini alıp avuçlarına, bir bir elekten geçirme zamanıdır…
Ne güzeldir hani, bir dalı hafifçe salladığınızda, hatta bazen küçük bir rüzgarla, dahası bazen kendi kendine, öylece bırakışı bir yaprağı üzerinden… Ne pişmanlık vardır, ne kaybettiği yaprağa dair bir…

Belki de...

Resim
Belki de düşündüğüm gibi değil hiçbir şey,
belki de kumdan bir kaleydi, rüzgar esti, dağıldı… Belki de tatsız sürprizler, yazgımın uyarışları sadece, duymamak için kulaklarımı sıkı sıkı kapattığım…
Dudaklarından dökülen sözler, duymayı dilediklerim değil, belki de ayılmalıyım artık yıllardır süren bu büyülü sarhoşluktan…
Öyle çok gürültü var ki, duyamıyorum yüreğimin sesini, izleri kaybettim, yol alamıyorum… Gerçek ne, doğru hangisi, uzağa mı düşüyorum, yakına mı; neden hiç ipucu bulamıyorum?...
Bir karar ver artık diyor içimden bir ses, bir seçim yap… Bırak planlar yapmayı, tam da şu anı yaşı diyor diğer ses… İkisi de çok mantıklı geliyor, ikisini de dinlemek istiyorum Ve işte yine askıda hayatım, öylece beni bekliyor…
Belki de yazgımla savaşıyorum, tıpkı yel değirmenleri ile dövüşen Don Kişot gibi... Belki de kabullendiğimde ve vazgeçtiğimde savaşmaktan, daha kolay olacak yolculuk… Neden, hala bulamıyorum, ruhumu dinginliğe kavuşturacak o cevabı?...
Eylül 2009

Önce hayaller gitmeli…

Resim
Bugün, toplayıp tüm gücümü nihayet, taşıyacağı yüke yaraşır bir sandık aramaya çıktım…  Sevda kokmalıydı, öğrenilmişlik, hüzün, tutku, ölüm, yaşam kokmalıydı… Sanırım sadece bir antika olabilirdi aradığım, gezindim eskicilerde uzun uzun… Üzerinde kabartmaları olmalıydı, işlenmiş güzel bir ceviz ağacı belki de… Öyle, sıradan bir sandık olmazdı, olamazdı… Yükümü taşımaya cesaret edemeyen sandıklar bir bir geriye çekildi, bakışlarımın keskin sorgulamalarından ürküp… Taşıyacağı değerin, hakkını vermeliydi sandık…
Uzun sürdü arayışım, yorgun, bitkin, biraz da ümitsizdim artık… Emanetimi teslim edebileceğim sandık, çok uzaklardaydı benden… Yaşlı bir amcanın nur yüzü davet ettiğinde beni o küçücük dükkana, umut etmeye cesaretim kalmamıştı…
Dükkanda gezinirken, gözlerim buluştu sonunda saatlerdir aradığım o sandıkla… Bir kenara sıkıştırılmış, neredeyse gizlenmişti… Görür görmez tanıdım… Yaşanmışlıkları olan, hikayesi olan, emanetime yakışır bir tarihi olan, işte tam da, aradığım o sandıktı… Du…

Medyada kadının yeri

Bloomberg HT'de, 8 Mart 2011'de, medyada kadının ne kadar varlık gösterdiğini, kadının genel olarak medyada nasıl ve ne kadar yer bulduğunu anlatmaya çalıştım... Ne de olsa, medya da iğneyi kendine batırmalı, çuvaldızı diğer sektörlere...