Biraz hüzün var...

Bu sabah, neden bilmem hüzünlü başladım güne... Hani bazen ortada somut hiç bir şey olmadığı halde yine de kendinizi daha bir yalnız, daha bir anlaşılmamış, daha bir geç kalmış, daha bir eksik hissedersiniz ya, öyle işte...

Hani olur ya, içinizdeki o küçük çocuk bakmaz olur gözlerinize... Uzanıp kaldırırsınız yere eğdiği başını, kaçırdığı gözlerinde derin bir hüzün, tuhaf bir küskünlük görürsünüz... Sorsalar anlatamazsınız nedenini ama ta yüreğinizde sezersiniz hüznün salındığı o salıncağın kurulduğu dalı...

Sessizce oturursunuz siz de o çocuğun yanına, ellerinden tutar mırıldanırsınız yüreğinizi her daim ferahlatma gücü olan o duayı...

"Tanrım,
Bana değiştirebileceğim şeyleri değiştirmek için CESARET,
Değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etmek için SABIR,
İkisi arasındaki farkı bilmek için AKIL ver…"

(Milattan 2000 yıl önce Hititler'e ait kalıntılar içerisinde bulunan bir dua; çok severim...)


Yorumlar

  1. Ne güzel bir dua, defterime yazdım bile ama önce aklıma yazmalıyım:)

    Aynı duygular içinde ben de çok olurum, gel-git'ler olur ama hayat zaten öyle birşey değil mi?

    Fotoya da imrenerek baktım;)

    YanıtlaSil
  2. :) Evet Natalicim, gerçekten çok güzel bir duadır. Bütününü okumalısın http://silvademirci.blogspot.com/2011/07/tanrm-beni-yavaslat.html...

    Foto ise bir Abant gezisinden... Müthiş bir gündü gerçekten. Gri, soğuk, ıssız ama çok güzel...

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Gerçeğe Çağrı! İyi bir aksiyon filmi...

Harika bir aksiyon filmi...

Farkında ve mutlu bir yaşam için…