KSS ile “kazan-kazan”

Ticari işletmelerin son yıllarda daha çok rağbet ettiği “kurumsal sosyal sorumluluk” projeleri, toplumsal ihtiyaçlara yanıtlar verirken, bir yandan da başarılı iletişim çalışmalarıyla, marka itibarını güçlendirmeye hizmet ediyor.

Ülkemizde de artık, başarıyla yürütülen proje örneklerine rastlamak mümkün. Şirketler, özellikle eğitim, çevre ve sağlık alanlarında önemli yatırımlar yapıyor. Sosyal sorumluluk projelerinin, markanın itibarını güçlendirdiğini ve rekabet gücünü artırdığını fark eden şirketler, bu projelerin iletişim çalışmalarına da daha çok önem vermeye başladı. Son birkaç yıldır, “kurumsal sosyal sorumluluk” projeleri için iletişim bütçesi ayıran ticari firma sayısında dikkat çekici bir artış var.

Türkiye’deki en iyi örnekler arasında ise; Kardelenler (Turkcell), Aile İçi Şiddete Son (Hürriyet), 81 İlde 81 Orman (İş Bankası), Karneni Göster Kitabını Al (İş Bankası), Baba Beni Okula Gönder (Milliyet), Aygaz Ev Kazalarına Karşı Uyarıyor (Aygaz), Farım da Açık Yolum da (Brisa), Trafik Hayattır (Doğuş Otomotiv), Bilinçli Anne Sağlıklı Bebek (Prima), Meme Kanserine Karşı Bilinçlendirme Mücadelesi (Avon) gibi projeleri sayabiliriz.

Kimileri sosyal sorumluluk çalışmalarını bir tür “günah çıkarma” olarak görse de, topluma fayda sağlayan bu tür projelerin, birkaç art niyetli çalışma ve zihniyetin kurbanı olmasına izin vermemek gerekir. Tabi bu noktada, çalışmaları çevreye zarar veren firmalardan söz etmiyorum. Benim anlamsız bulduğum; “kepçeyle alıp, kaşıkla veriyorlar” zihniyeti ile yapılan eleştiriler.

Kurumlar tabi ki, sosyal sorumluluk projeleri için iletişim bütçesi ayırmalı
En çok eleştiri ise, firmaların sosyal sorumluluk projelerine ayırdıkları reklam bütçelerine yapılıyor ki bence çok gereksiz bir tartışma. Geçmişte öğrendiğimiz “bir elin verdiğini, öbür elin bilmesin” dönemi çoktan kapandı. Devir, iletişim devri. Ve kurumsal sosyal sorumluluk projeleri de iletişim faaliyetlerinin önemli bir parçası.

Reklama ayrılan bütçe, projeye ayrılan bütçeden kesiliyor olsa da, büyük resme baktığımızda, bu çok küçük bir hesaplama. Kurumlar, topluma karşı kendilerini ne kadar sorumlu hissettiklerini ve bu bağlamda yürüttükleri projeleri, PR çalışmaları ve reklamlar ile desteklemeliler.

Tüketici, markanın ruhunu bilmek, kalbini görmek ister…
Çünkü bilinçli tüketiciler, hizmet veya ürün satın aldıkları markanın ruhunu, hayata bakışını, prensiplerini yani yüreğini görmek ve bilmek ister. Elbette bunu gözüne gözüne sokmasın ama derdinin sadece para kazanmak olmadığını da anlatsın ister.

İş Bankası’nın “Karneni Göster, Kitabını Al” kampanyası için hazırladığı reklam filmlerini düşünelim örneğin, yüreğimiz ısınmadı mı ve bakıp kendi hayatımıza, “çocukları okumaya ne kadar yönlendiriyoruz acaba?” diye, kendimizi de sorgulamadık mı? Yani, bizde de bir değişim yaratmadı mı?

Turkcell’in “Kardelenler”i ekrana getirdiği filmleriyle; birilerinin hayatında pozitif değişim yaratmanın o büyük ayrıcalığını hissetmedik mi? Ödediğimiz faturanın bir kısmının o projenin sürdürülebilirliğine katkıda bulunduğunu bilmenin, gizli gururunu yaşamadık mı?

Son zamanlarda Coca Cola’nın Hayata Artı Vakfı tarafından yürütülen çevreyle ilgili projelerini anlattığı reklam filmlerini de keyif ve takdirle izliyorum.

Kurumların da motivasyona ihtiyacı var…
Sosyal sorumluluk projeleri, gerçekten büyük emekler, önemli bütçeler gerektiriyor. Ticari işletmelerin, bu projeleri yaratmak, hayata geçirmek ve sürdürmek için motivasyona ve teşvike ihtiyaçları var. Kimbilir, belki de birçok önemli projenin, hayal kırıklığı ile sonuçlanmasının bir nedeni de budur.

Umarım markalar, kurumsal sosyal sorumluluk projelerini daha çok anlatır, medya bu projelere daha çok ilgi gösterir, daha fazla yer verir, onure eder ve belki de markaların başarılı projeler ile sağladıkları yüksek itibar avantajı, diğer markaları da harekete geçirir. Böylece, günden güne büyüyen bir halka halinde, hem markalar hem toplum, çok daha büyük faydalar sağlar.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Gerçeğe Çağrı! İyi bir aksiyon filmi...

Harika bir aksiyon filmi...

Çünkü sana değdiğinden beri ellerim, bütün kış dallarımda tomurcuklar var...