Kaybettiğimiz sükunetin ağır yorgunluğu...

Şehir hayatının ışıltılı ve rengarenk büyüsü, aklımızı alsa da başımızdan, sunduğu olanaklar kendisini vazgeçilmez kılsa da, farkında mıyız acaba; verdiklerinin yanında aldıklarının...

Şehir, kutulara hapseder bizi. Dört duvarla çevrilir etrafımız. Kendi seslerimize komşularımızın sesleri karışır, sokağın sesleri, şehrin sesleri... 

Bazen bir karnaval gibi neşelidir şehrin sesleri, bazen bir tımarhanenin inlemelerine dönüşür, bazen bir hapishanenin bezgin ve umutsuz nefes alışlarına...

Öyle çoktur ki bu sesler, öyle gürültülüdür ki her yer, daha hiçbir şey yapmadan yorgun düşeriz...  

Tuhaf olan ise, o seslere bağımlı hale gelmemizdir. Kesilse bi şekilde veya azalsa, duymasak, -ki bu neredeyse imkansızdır- huzursuz olur, her yeri kontrol eder, aksak olanı bulmaya çalışırız. Aklımız türlü hikayeler üretir, içimizi derin bir yalnızlık duygusu doldurur, ürperir, kaygılarla dolar yüreğimiz...

Şehrin sesleri, gürültüye alıştırır, gürültüye bağımlı kılar bizi. Öyle ki, düşünce biçimimiz bile sadeleştirmeye değil karmaşıklaştırmaya alışır. Berraklığını yitirir görüş açımız, doğrular kaygan zeminlerde yitirir yolunu.

Oysa, "sükunet" diye bir şey var. Sükunet, huzur dolu bir melodidir. Sükunet, duru bir göldür, ruhun yansımalarını izleyebildiğimiz. Sükunet, özü görebilmenin anahtarıdır. Sükunet, sezgilerimizi duyabilmemizin yoludur. Sükunet, yaralanıp duran ruhumuzun merhemidir.

İşte bu yüzdendir ki, her şeye rağmen sükuneti yakaladığımız sığınaklar yaratmalıyız kendimize. Kaybetmemek için yüreğimizin sesini. Özümüzü unutmamak için. Kendimizi kaybedip, yapayalnız kalmamak için. 

Zor, evet! Ama şehrin bizi olmaya zorladığı insan olmamak için, direnmek ve masumiyetimizi korumak için, kötülüğün zehrinin içimize akmasına izin vermemek için en çok kendimize ihtiyacımız var. 

Bu nedenle, sükuneti bulmamız, orada durulmamız, sakinleşip kim olduğumuzu hatırlamamız gerek. Özümüzü hatırladığımızda ve onunla buluştuğumuzda, gözlerimize yerleşen o huzurlu mutluluk; işte, yaşamın sırrı da hediyesi de burada....


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Gerçeğe Çağrı! İyi bir aksiyon filmi...

Harika bir aksiyon filmi...

Çünkü sana değdiğinden beri ellerim, bütün kış dallarımda tomurcuklar var...