duymalı insan kendini…

Ruhun tüm bahçelerini, sanki bir teftişe çıkar gibi, ani baskınlarla denetlemek gerekir zaman zaman… Farkına varmadan hangi otlar bitmiş toprağında, hangi sarmaşıklar üstünlük sağlamış, hangi bitkiler sıkıştırılmış, hangi fideler köklenip koca ağaca dönmüş, görmek gerek…

Hızla yaşarken insan neleri gözden kaçırıyor, neleri kaybediyor, fark etmek zor… Gün gelip de ona ihtiyaç duyduğunda anlıyor ancak, yüz vermediği, soldurduğu çiçeğin çoktan bahçesinden kopup gittiğini…

Ara ara inmeli insan ruhunun bahçelerinde bir gezintiye… Farklı tüm renkleri, tüm kokuları bir bir görmeli, duymalı, fark etmeli… Büyük demeden, küçük demeden, önemli önemsiz, etkili etkisiz diye ayırmadan, her birini tek tek incelemeli…

Sormalı insan yüreğine, neler biriktirdim diye…
Neleri büyüttüm, neleri soldurdum diye…
Öfkeyi mi yüceltmişim, sevgiyi mi; hoşgörüyü mü beslemişim yoksa nefreti mi?

Ara sıra, arındırıp her sesten kendini, sadece yüreğine kulak verebilmeli, sadece onu dinleyebilmeli…
Uzaklaştıkça insan kendinden, yabancılaşır da… Yalanlar söyler, önce kendisinin inandığı, masallar anlatır… Susturur, ruhunun bu gerçek dışılığa isyan eden sesini…

Ayıklamalı ayrık otlarını ruhunun bahçesinden insan, temizlemeli, beslemeli toprağını sevgiyle… Yeni bitkilerin yeşermesi için yer açmalı…

Silva Demirci

Yorumlar

  1. Çok teşekkür ederim...:)

    Yazmanın en keyif veren yanı, yüreklere dokunmak galiba... Anlaşılıyormuş, aynı şeyleri hissediyormuşuz gibi düşündükçe daha huzur buluyor, belki umutlanıyor, biraz olsun unutuyoruz yalnızlığımızı... Bilmem ki... Ama kenarlarda kalmış bu yazımı beğenmenize, gerçekten sevindim...

    YanıtlaSil
  2. Kenarda kalmış denilen bu çalışmanın üzerine düşen ince bahar toprağını ve yapraklarını nazikçe almalı. Ve bu korkunç bilgi kirliliği içinde böyle çalışmaları farkeetmeyen yarı aydın ve aydınlığın ışığını hiç tatmamışlar adına bir acı duydum. Erişememenin, görememenin, farkedememenin acısını...

    Bu çalışma; bahar kokuyor, insan kokuyor; farkediş kokuyor; korkunç gürültünün ve bulanıklığın içinde...

    Belkide bu çalışmanın hatırına sık sık bu bahçeye gelir binbir çeşit çiçeği seyreden kokuları insanlaşma yolundaki zavallı bedenime çekerim:)) Tabi ki bahçıvan izin verirse:))

    YanıtlaSil
  3. "Kelebek etkisi"ni hatırladım yeniden...

    Yazılarım; kendimle konuşmalarım, bazen sayıklamalarım... Ben sadece, kendimi iyileştirmek için yazıyorum...

    Ama ne güzeldir ki bu yazılar, dokunacak yürekler buluyor, iyiliğe dair duygular uyandırıyor, belki biraz umut veriyor...

    Bahçemde sizi ağırlamak, arayışınıza haddim olmadan bir ışık tutmak veya yola devam edebilmeniz için size cesaret verebilmek, beni çok mutlu eder...

    Sevgi ve dostlukla...

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Gerçeğe Çağrı! İyi bir aksiyon filmi...

Harika bir aksiyon filmi...

Farkında ve mutlu bir yaşam için…