SMS’le reklam işkencesi…

Dıııttt dıııttttt… Dıııtt dıııttttt…
Sabahın köründe, bir toplantının tam ortasında, önemli bir telefon görüşmesinde, misafirlikte, yemek yerken, su içerken, gezerken, uyurken…

Dıııttt dıııııttt! Dıııttt dıııııııtttt!
Önemli bir şey herhalde, bırakıp işi gücü bakmalı telefona… Hay Allah, o da ne? GSM operatörüm yeni bir kampanya başlatmış, sağ olsun beni de haberdar ediyor…

Dıııtt dııııtttt! Bilmem hangi melodiyi indirmek için bilmem hangi numaraya mesaj gönderebilirmişim!

Dıııtt dııııtttt! Son günlerin en popüler oyununu istiyorsam, hemen indirebilirmişim!!

Bla bla bla bla…

En yakın arkadaşımdan, kardeşimden, sevgilimden, annemden babamdan, hepsinden çok o düşünüyor beni, en çok o seviyor; sevgili operatörüm! “Çok muhabbet tez ayrılık getirir” sözünden bihaber, e tabii teknolojiye ne gerek atasözleri… Üstelik iletişmiyoruz; bu aşk tek yönlü, istesem de yanıt veremem…

Günün her saati GSM operatörümden gelen mesaj yetmiyor, sezon başında-sonunda-ortasında çeşitli mağazalardan gelen, mesaj kutumu dolduran ama en önemlisi zamanımdan çalan mesajlar. Anneler Günü, Babalar Günü, Sevgililer Günü, herhangi bir gün, beni avantajlı alışverişlere davet eden harika mesajlar. Çok etkileniyorum, hemen gidip büyük büyük alışverişler yapmak istiyorum.

Neredeyse tacize dönen bu mesajların ardında, yapacağım varsa da yapmaz, gideceğim varsa da gitmez, ihtiyacım varsa da almaz oluyorum. Murat Şaylan haklı tabii, “Araştırmıyoruz!”… Araştırsalar, görecekler insanların bu mesajlardan ne kadar rahatsız olduğunu; kaş yapalım derken, göz çıkardıklarını…

Aslında SMS iyi bir doğrudan pazarlama aracıdır…
Hep söylediğimiz gibi, iletişim yoğunluğunun ve dolayısıyla mesaj kirliliğinin artmasıyla beraber, geleneksel reklam mecralarının etki oranları da azalıyor. TV, gazete gibi mecralar üzerinden büyük kitlelere ve toplu olarak yapılan tanıtımlar artık yeterli kalmıyor. Şimdi tüketiciyi daha iyi takip etmek ve daha yakın temas kurmak gerekiyor. Çünkü alternatif çok fazla ve karar vermek artık daha zor.

Markanın farklılaşmasının ve tüketicisiyle daha özel bağlar kurmasının yollarından biri de, aslında eski bir pazarlama biçimi olan ama günümüzde yeni teknolojilerle yeniden popüler hale gelen “doğrudan pazarlama”… Şimdi kapı kapı dolaşmak olmaz belki ama teknolojinin nimetlerinden faydalanarak doğrudan ve etkili pazarlama yapmak mümkün. Özellikle internet ve cep telefonu gibi kişisel iletişim araçlarının gelişmesi ve yaygınlaşmasıyla beraber, markalar için yeni fırsatlar doğmuş durumda.

Ama “izinli pazarlama” olmadan olmaz…
Tüketicinin kişisel özelliklerini ve hobilerini bir form aracılığıyla öğrenmek ve sonrasında kişinin ilgi alanlarına uygun konularda e-mail veya cep telefonu mesajı göndermek, markanın reklamının hedef kitlesine doğrudan ulaşmasını sağlar. Çok da olumlu sonuçlar almak mümkün. Buradaki en önemli ve hayati detay ise, tüketicinin bilgilerini toplarken, daha en başından o kişiye e-mail veya sms gönderimi yapabileceğinize dair izni almanızdır. Dahası, artık reklam almak istemeyen tüketici bu izni iptal etmek istediğinde, bunu kolayca yapabilmesine imkan tanıyacak bir sistem kurulması da bir diğer önemli gereklilik.

İzinli pazarlama hem tüketiciyi hem reklamvereni mutlu ediyor…
Dünyanın en iyi pazarlama gurularından biri olarak gösterilen Seth Godin’in 1999 yılında yayınlanan aynı isimli kitabıyla hayatımıza giren “izinli pazarlama” kavramı, batı ülkelerinde çoktan yerleşti ve etkin bir biçimde de kullanılıyor. Tüketicinin reklam almayı kabul etmesiyle, her iki taraf da çeşitli avantajlar kazanıyor. Reklamveren, reklamını, ürün veya hizmetiyle gerçekten ilgilenen kişilere göndererek, müşteri kazanma veya mevcut müşterisine daha çok satış yapma fırsatı yakalıyor. Reklam almayı kabul edenlere ise, GSM operatörleri tarafından, başta bedava kontör olmak üzere, çeşitli avantajlar sağlanıyor. Yani tüketici mutlu, operatör mutlu, reklamveren mutlu…

Ama bu durum Batılı ülkelerde böyle tabii, “izinli pazarlama” kavramı ülkemize geldi gelmesine de, şimdilik sadece ismen…

Tabii cep telefonunuzu bulup bir yerlerden sizi arayan ve kredi kartı, sigorta veya başka bir ürün/hizmet satmaya çalışan kurumlardan hiç bahsetmiyorum bile. Bu pazarlama biçimiyle gerçekten müşteri kazandıkları oluyor mu, bunu da çok merak ediyorum doğrusu…

Size reklam mesajı gelmesi için izin verdiniz mi?
Dııttt dııııttt! Eskiden keyif veren mesaj sesi, uzun zamandır bir kabusa döndü. Üzerinde geyikler çevriliyor artık,
- Mesajın var, baksana…
- Aaa, evet, en yakın dostum Turkcell’dendir (Avea’dandır / Vodafone’dandır). Çok sever beni kendileri, her gün birkaç defa hatırımı sormasa rahat etmez.

GSM operatörleri bu eziyetten ne zaman vazgeçer? Peki, markalar ne zaman rastlantısal doğrudan pazarlamayı, “etkin doğrudan pazarlama”ya dönüştürür de marka değerlerini bu yolla artırır?

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Gerçeğe Çağrı! İyi bir aksiyon filmi...

Harika bir aksiyon filmi...

Çünkü sana değdiğinden beri ellerim, bütün kış dallarımda tomurcuklar var...