Kayıtlar

Utanıyorum...

Resim
Kara bir acı olarak çöktü yüreğimize Soma; göz göre göre, bağıra çağıra gelmiş bir felaketin yasını tutuyoruz şimdi. Kelimelerin yetersiz kaldığı ve de hatta anlamsız kaldığı zamanlar bunlar. Konuşmaktan utanıyorum. Konuşanları dinledikçe daha da utanıyorum. Oturduğumuz rahat evlerimizde, bu insanlık dışı kölelik düzenini, bu bastırılmışlığı, sefaleti, bu adaletsizliği izlerken, bir yumru oluyor boğazımızda Soma; yutamıyoruz... Soma'daki işçiler bir insanlık dersi veriyorlar bize. Madenden sağ kurtulup, arkadaşlarını kurtarmak için gözünü kırpmadan yeniden o cehenneme dönen işçiler... "Beni bırakın onu alın abi, onun karısı hamile" diyen genç... "Çizmelerimi çıkarayım mı, sedye kirlenmesin" diyen yaralı madenci... Ve daha yüzlerce yürek burkan hikaye... Soma bir de utandıran siyasetçileriyle zihinlerimize kazındı... Madenci yakınını tekmeleyen müşavir, yaralılara yardım etmek yerine izleyen takım elbiseli bürokratlar, yardım etmeye çalışırken elleri kelep...

Bugün İstanbul'da Yağmur Var...

Resim
Bugün İstanbul'da yağmur var. Usul usul, telaşlı, ılık... Bugün İstanbul'da yağmur var. Bu yorgun ve umutsuz şehrin dudaklarını ıslatan hüzünlü bir yağmur... Bugün içime içime yağıyor yağmur. Yüreğime... Gözlerimden süzülüp, yanaklarımdan yuvarlanıyor hızla, boynumu aşıp yüreğimde duruyor. Tuzlu, ılık... Merhem gibi... Bugün yüreğime yağmur yağıyor... Susuyorum... İçimde binlerce sahipsiz sözcük var. Başıboş, köksüz, yersiz yurtsuz... Bugün yüreğime yağmur yağıyor... Fırtına değil; daha çok yaz yağmuru gibi... Dingin, yumuşacık, sanki okşarcasına yağıyor... Gözlerim uzaklarda bir noktaya kilitlenmiş... Kıpırtısız... Bedenim donuk... Ruhum, kaçtığı diyarlardan yorulmuş da evine dönmüş serseri bir gezgin... Gördükleri, duydukları, sezdikleri, sevdikleri, sevmedikleri, şaşırdıkları, minnet duydukları, kah umutlanıp kah ümitsizce karanlıklarda kayboldukları... Ruhum evine dönmüş huzurlu bir gezgin... Bugün yüreğime yağmur yağıyor... Herşey, ağır çekimde yaşanıyor sanki... Yüz...

Sessizlik...

Fırtına öncesi sessizliğin tuhaf sesi... Korku değil hissettiğim, hayır. İçten içe beklediğim bu... Fırtınayı; sanki ruhumu kaybetmiş de, o alt-üst oluş anında bulacakmışım gibi inançlı ve huzurlu bir dinginlikle bekliyorum.

Çocuk Olmak Ne Güzel!:-)

Her günü bayram kılmak, çocuk olmak, çocuk kalmak ne güzel! Hayattan talepkar olmak, umutlu olmak, cesur olmak, güvenli olmak ne güzel... Sevgiyle bakmak, masum ve saf olmak, heyecanlı olmak, coşkulu olmak ne güzel... Çocuk olmak ne güzel! 23 Nisan, dünyadaki tüm çocuklara kutlu olsun. Yürekleri hiç kirlenmesin, gülüşleri hiç eksilmesin dilerim...

Modern zamanlarda aşk...

Resim
Aşka hasretin büyüdüğü, üstüne ağıtlar yakıldığı bir zamanda yaşıyoruz. Hepimiz doyasıya sevmek, en çok da sevilmek istiyoruz. Buna rağmen, aşkın geldiği gibi hızla gidiyor olması, ilişkilerin bu denli kumdan kalelere dönüşmüş olması enteresan... Ne büyük, ne tutkulu, ne coşkulu aşklar; gözlerimizin önünde sönüp küle dönüyor. Öğretilmiş hepimize bir ezber, okuyup duruyoruz; "aşkın ömrü 6 aydır", daha iyimserseniz "üç yıldır" hadi biraz daha zorlasak belki beş yıldır! Yapacak bişey yok, aşk bu; gelir, çarpar, sonra da gider işte! Doğaldır yani böylesi...  Öyle, kimseye fazla bağlanmayacaksın! Taviz vermeyeceksin! Sana bir adım mı geldi, sen de en fazla bir adım gideceksin, hatta aslında öylece duracaksın, daha da olmadı biraz kaçacaksın. Bekle, o arasın seni; sen ağırdan al... Aman, çok sevdiğini belli etme sakın; kaçan kovalanır; unutma!... Falan filan... Tüm bu hikayeler, stratejiler ve taktikler, kendimi bildim bileli anlamsız ve saçma gelmiştir bana. ...

Zamanıdır! Kasımda Aşk Başkadır...

Resim
Hani şu ünlü film, hatırladınız mı? "Kasım'da Aşk Başkadır"! İzleyen herkesin buruk bir tebessüm ile hatırladığı o güzel aşk filmi. Ha, henüz izlemediyseniz eğer, bu Kasım, muhakkak izleyin derim. İzlediyseniz, bir daha izleyin, pişman olmazsınız:-) Kasım demişken aklıma düşüverdi işte, bence aşk her mevsimde güzeldir. Ve her mevsimde kalbimizi ısıtır. Ama belki de, soğuyan havalara inat, aşk daha bir tutkuludur sanki kış aylarında... Hem nedendir bilmem, kış bana pek bi romantik gelir, hüzünlü hatta biraz yalnız, daha doğrusu içe dönük. Üretken ve daha yaratıcı hissederim kendimi kışın mesela... Daha çok okurum, daha çok film izlerim, dostlarla daha çok buluşurum. Severim kışı velhasıl:)

Yerçekimi Mutlaka İzlenmeli!

Resim
Evet evet! Mutlaka hem de!... Yerçekimi (Gravity) filmi diyorum. Başrolde Sandra Bullock ve George Clooney var. Çok enteresan bir duygusu var, uzayda heyecanlı bir gezi yaptırıyor film izleyicilere... Başarılı bir 3D olmuş... Bilim-kurgu sevenler özellikle izlemeli. Ki aslında ben pek sevmem bilim-kurgu ama bundan etkilendim. Ben soluğumu tutarak izledim. Bi de, iyi ki yerçekimi var dedim, toprağa ayak basmak gibisi yok!:) İzleyenlerin görüşlerini merak ediyorum doğrusu... Sevgiyle kalın:-)